Heroes vs. Villains etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Heroes vs. Villains etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Mayıs 2010 Cumartesi

Heroes vs. Villains: Anything Could Happen

(Survivor 20.13 - 20.15)
Çok iyi bir sezon izledik. Heroes vs. Villains, gözümde Micronesia: Fan vs. Favorites (16. sezon) ve Cook Islands (13. sezon) kadar başarılı, kardeş kardeş ilk üçü oluşturuyor bu üç sezon, ama kendi aralarında bir sıralama yapamıyorum. Dördüncü olarak China (15. sezon) geliyor, beşinci sırada da Samoa (19. sezon) var. Mansiyonu da Palau'ya (10. sezon) veriyorum. Eğer Survivor'a yeni yeni bulaştıysanız ve tüm sezonları tek tek indirmek istemiyorsanız, benim önerilerim bunlar. Ama ilk 7 sezonu izlemedim ben, belki onların arasında da nefis sezonlar vardır.

Parvati'nin kazanamaması, final bölümün incelemesini yazmasını engelleyecek kadar kederlere gark edince Umut'u, bu yazı bana kaldı. Gerçi son yazımda yaptığım tahminler birebir tuttuğu için (öhöm!), artık yazacak bir şey kaldı mı, daha doğrusu yazacak bolca şey var da, kendimi tekrara girer miyim onları yazarken, bilemiyorum. En iyisi okuyup görmek bu durumda :)

Sandra çok da kötü bir galip sayılmaz, geçen sezonun Natalie'sinden çok daha iyi, ya da onun yerinde Colby'nin olmasını hiç mi hiç istemezdim, mesela. Ama Sandra'nın, birinci günden beri 'en büyük tehdit' olarak görülen, yine de oyunun sonuna kadar gelmeyi başaran, oyunun fiziksel, sosyal ve stratejik aşamalarının üçünün de hakkından ustalıkla gelen Parvati'yle karşılaştırılması imkansız. Jüri, tıpkı 19. sezondaki gibi oyunu en iyi oyuncuya vermek yerine, kuyruk acısından dolayı, kendisine ilişmeyene, onun kaybetmesinde parmağı olmayan pasif oyuncuya verdi. Sandra'yla Russell'a duydukları nefret konusunda da birleşmiş olmaları, buna tuz biber oldu. Rupert, Amanda ve Candice gibi, kompleks içinde yüzen, bitter oyuncuların karşısında, Parvati'nin başından beri şansı yoktu. Bu göz önüne alındığında, 6'ya 3 oy almak iyi bile, ben bu kadarını bile beklemiyordum açıkçası (Coach şaşırttı beni).

8 Mayıs 2010 Cumartesi

Heroes vs. Villains: Sinking Ship


(Survivor 20.10 - 20.12)

Bu seferki Survivor incelemesi bir nevi resim-altı yazılarından oluşacak... CBS her nedense son bölümlerin görsellerini yayınlamadı web sitesinde, bu da yüksek çözünürlüklü resim bulmamı imkansız kıldı. "Madem öyle benim kendi alacağım screenshot'lardan âlâsı mı olur" diyerek ufak çaplı bir screenshot-mania yaşadım. Sayıyı biraz abartmışım, bu nedenle yazının arasına görsel serpiştirmek yerine görselin arasına yazı serpiştireyim, o görseller üzerinden ilerlesin yazı diye düşündüm. Ama önce bir kehanette bulunmak istiyorum Final 3'ye dair. Şimdiye dek her nedense kaçındım bundan (çünkü hiçbir şey tahmin edemiyordum açıkçası), ama son birkaç bölümde oyuncularla ve yapabilecekleriyle ilgili kesin fikirlerim oluştu. Jeff blogunda sadece Russell, Parvati, Sandra ve Danielle'in kendini tamamen oyuna kitlemiş vaziyette olduğunu söylemiş, sonuna kadar katılıyorum ben de buna. Diğerlerinin (Rupert, Colby, Candice, Jerry) oyunuyla karşılaştırılamaz bile bu dörtlünün oyunu, ve tam da bu nedenle, içlerinden üçü kalacak Final 3'ye diyorum: Parvati, Russell ve Sandra.

Tabii oyun modunda olmak elenmenizi engellemiyor (bkz: Danielle), üstelik sonraki haftanın özet görüntülerinden de Russell ve Parvati'nin birbirine düşerek iki ayrı gruba dağıldığı sonucu çıkıyordu: sanki Parvati Sandra ve Jerry'i, Russell da Rupert ve Colby'i recruit ediyor, iki farklı alliance oluşturuluyor, Russell da göndermek için Sandra'yı gözüne kestiriyor gibiydi ("You're either with me or you're against me"). Ama bu promo'lar şimdiye kadar aslında olan biteni çok az yansıttı, amaç seyirciyi şaşırtmak çünkü. Ayrıca her ne kadar Parvati asla Russell'ın istediği gibi onun kontrol edebileceği bir oyuncuya dönüşmeyecekse de, onu göndermeye çalışacağını, alliance'ını bozacağını hiç zannetmiyorum. Bir de bütün Hero'ların tek tek elenmesi ve sona sadece Villain'ların kalmasına duyduğum büyük fanatik istek var (bu tahminden çok arzuya giriyor tamam ama, ne yapalım). Gerçi Sandra yerine Jerry'nin sona kalmasını tercih ederim, ancak idol'ı bulduğunu ve onu kendine sakladığını gördükten sonra, başından beri ne kadar büyük bir tehdit oluşturduğunu fark ettim Sandra'nın. Gerçi Sandra yerine Courtney'i göndermelerinin pek akıllıca olmadığını ve bunun bir yerlerine girebileceğini yazmıştım sanırım birkaç bölüm önce, Sandra'nın çok ilerleyebileceğini hatta Final 3'ye kalabileceğini bile düşünmüştüm, ama gerçekten kazanma şansı olduğuna inanmamıştım hiç. Şimdi ciddi ciddi inanıyorum... Jüride Parvati'yi (ki unutan varsa favorim olur kendisi) yenebilecek tek kişi Sandra.

19 Nisan 2010 Pazartesi

Heroes vs. Villains: Survivor History

(Survivor 20.7 - 20.9)


Umut'un yazdığı Heroes vs. Villains bölüm incelemelerinin (ilginizi çekerse şurada ve şuradalar) beni de aynı şekilde yazmaya özendirdiğini itiraf ederek başlayayım bu yazıya. Üstelik Türkiye'de Survivor izleyen topu topu 30 kişiden 1'inin (hatta ara sıra 2'sinin birden!) blogumuzu okuduğunu ve üstüne üstlük yorum bıraktığını (!) gördükten sonra, "Sadece ben ve Umut mu okuyacak yani," endişesi de kalmadı. Bir de sezon başlamadan yazdığım uzuuun yazıdaki (o da burada, ilgilenirseniz şayet) oyuncular hakkındaki fikirlerimin, bu sezonki oyunlarını gördükten sonra ne kadar değişmiş olduğunu fark ettim, mesela Rupert'ın Heroes tribe'ındaki favorim olduğunu falan yazmışım, çok korkunç, derhal düzeltilmesi gerekiyor bunların :) Hem 20 kişi başlamışlardı, 10 kişi kaldılar, bir sonraki bölümde merge olacakları kesin, oyuncularla ilgili baştan bir şeyler düşünmek/yazmak için daha iyi bir zaman olamaz. Sezonun 9. bölümü itibariyle oyuncularla ilgili fikirlerimi anlatacağım yani bu yazıda; kişilerden bahsederken olaylardan bahsetmemek de olmayacak tabii, o nedenle bunu yaparken son üç bölümden (ama daha çok en son bölümden) bahsediyor da olacağım.

26 Mart 2010 Cuma

Heroes vs. Villains: Banana Etiquette

(Survivor 20.3 - 20.6)

Çavlan'ın ardarda gelen popüler yazılarından sonra benimki biraz sönük kalacak ama yine bir Survivor bölüm incelemesi yazmadan edemeyeceğim. :) Açıkçası pek çok insanın aksine, Survivor'un yeni bölümlerini Lost'tan çok daha fazla hevesle bekliyorum. "Ada esasında bir tıpa" gibi bir açıklama için 6 sezon izlediğimi, zaman yolculuğu teorileri üzerine kafa yorduğumu düşünmek istemiyorum zaten.

6. bölümle birlikte sezonun şu ana kadarki en iyi bölümünü izledik bence! Tabii ki bölümü güzelleştiren her şey yine Villains Tribe'ından geldi. (James'in gönderilmesi dışında tabii, heroes tribe'ının yapabildiği tek iyi şey de buydu şimdiye kadar, çok acıklı be.. Bölümün de adı "banana etiquette", yani adam sakat diye göndermediler geçen hafta, şimdi fazla muz yedi diye mi gönderdiler, değişen ne oldu ki başka anlamadım. Ne saçma bir tribe bu yahu.)

23 Şubat 2010 Salı

Heroes vs. Villains: Slay Everyone, Trust No One

(Survivor 20.1 - 20.2)


Online Oyunlar serisinin 4. yazısını bir türlü bitiremeyince, Çavlan’ın Survivor yazısına gelen yorumlardan güç alıp, önceki sezonların en iyilerini “Heroes vs. Villains” konsepti altında bir araya toplayan 20. sezonun ilk iki bölümüne dair bir şeyler karalamaya karar verdim. Bir reality show’a dair yazmak/konuşmak ve bunu başkalarıyla paylaşmak biraz paranoyakça ve ucuz geliyor esasında ama söz konusu şey Survivor olunca bu yorumu yapıp geçmenin basmakalıp olacağını düşünüyorum: İlk izlediğimden beri beni saran tek reality show olan bu programda basit röntgencilik duygularına oynamaktan öte muhteşem bir social experiment var esasında: Farklı kişilerin bir araya gelen karakterleri ve fiziksel koşullara karşı dayanmanın zorlukları gibi görünürde olan şeylerin yanında, büyük farklılık yaratan şeylerden biri de elenecek yarışmacıları seyircilerin değil, bizzat yarışmacıların belirlemeleri. Kafese tıkılmış hayvan misali, kendisini alıcısına (görmediği milyonlarca insana) beğendirmeye çalışan insanlardan ziyade, gerek takım oyununa dayanarak, gerek bireysel oyunlarına ağırlık vererek, sona vardığında elediği insanların kendisi için oy vermesini sağlamaya çalışan, stratejinin ağır önem taşıdığı gerçekçi bir simülasyon izliyorsunuz. Hele ki bu simülasyon, yeteneklerine önceden tanık olduğunuz adamlar/kadınlar arasında olunca, daha ilk bölümlerden çok renkli senaryolar ortaya çıkıyor..

29 Ocak 2010 Cuma

Survivor: Heroes vs. Villains

Umut'la ben birer Survivor manyağıyız. Öyle böyle değil ama. House'tan, Lost'tan, Dexter'dan falan daha fazla heyecanlandırıyor bizi, eski sezonları ilk kez izleyeceksek maraton yapıp koskoca sezonu birkaç günde bitiriyoruz, her hafta heyecan içinde yeni bölümü indirip 45 dakikalık bölümü 90 dakikada izliyoruz çünkü ikide bir durdurup yarışmacılara bağırıyoruz, küfrediyoruz, aramızda strateji konuşmaları yapıyoruz falan. Futbol takımı tutan adamlarınkine benzer hisler içindeyiz Survivor yarışmacılarına karşı. Öyle bir taraftar hali var üzerimizde, öyle bir fanatiklik... Coach'tan nefret ettiğim kadar Galatasaray'dan nefret etmemişimdir mesela, Beşiktaş şampiyon olduğunda da Russell hidden immunity idol'ı ipucu olmadan bulduğunda sevindiğim kadar sevinmemişimdir. Biraz acınası bir durum aslında, sonuçta bu bir reality show. "Guilty pleasure" denen şey bu olsa gerek. Gerçi kendimi suçlu hissettiğim, gizlemeye çalıştığım falan yok görünüşe göre ki hiç mi hiç utanmadan nasıl delisi olduğumu anlatıyorum, hakkında uzun bir yazı döşenmeye hazırlanıyorum falan.