Indie Oyunlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Indie Oyunlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Eylül 2013 Çarşamba

Gone Home


Oyun türü: Adventure, Exploration
Çıkış tarihi: 15 Ağustos 2013
Platform: PC, Mac, UNIX
Artıları: Güçlü (ve son derece gerçekçi) hikaye, o hikayenin ortama serpiştirilmiş ipuçları ve sesli anlatımla çok güzel biçimde sunulması, ergenlik çağında yaşananların ve bir de üstüne 90'ların havasının çok iyi yakalanmış olması.
Eksileri: Fiyatı. Topu topu 2-3 saat süren bir oyun için 20 dolar biraz fazla.
Gamespot notu: 9.5/10
IGN notu: 9.5/10
IGN oyuncu notu: 7.7/10
Benim notum: 8/10

9 Temmuz 2012 Pazartesi

Film/Kitap Günlüğü (Kısa Kısa #5)

(22/11/63, Cafe de Flore, Öptüm Seni, Life's Too Short, Şahane Hatalar: Talihkuşu, Darbareye Elly, Kancık, Botanicula)


4 Temmuz 2012 Çarşamba

The Stanley Parable


The Stanley Parable, başını Davey Wreden isminde bir sinema öğrencisinin çektiği küçük bir ekiple yapılmış olan ve bedava olarak indirebileceğiniz bir Half-Life 2 modu. Aynı Half-Life 2 gibi karakterimizin gözlerinden bakarak oynanan ama ateşli silahlar ve kafamıza yapışan yaratıklar içermeyen bir oyun. Oyundaki ana karakterimiz Stanley, çalıştığı şirkette tüm gün boyunca kendisine karşısındaki monitörden verilen direktifler doğrultusunda önündeki düğmelere basmaktadır. Fakat bir gün garip bir gelişme olur ve Stanley uzun süre beklemesine rağmen, kendisine emirleri ileten monitörde hiçbir şey belirmez. Böylece Stanley neler olduğunu öğrenmek üzere odadan çıkmaya karar verir ve bu noktadan sonra mutlu mesut gitmekte olan hayatı sonsuza kadar değişecektir.

Oyunu daha fazla anlatıp süprizini bozmadan onu özel yapan şeyi özetleyebilmem sanırım imkansız. Bana kalsa oldukça subjektif olacak olan şu tek cümlelik tanımı yapıp bırakmak isterim ama doğal olarak okuyucu için hiçbir şey ifade etmeyebilir: Stanley Parable şu ana kadar oynadığım oyunlar arasında, anlattığı şeylerin görece olarak anlamsızlığına ters düşen bir şekilde, oyunlarda hikaye anlatımı ve yaptığımız seçimler üzerine yapılmış olan en anlamlı oyunlardan biri (hatta muhtemelen en anlamlı olanı). Oyunun toplam 6 sonu var her biri bizim seçimlerimize göre şekilleniyor.

15 Ocak 2012 Pazar

Trine 2


Oyun türü: 2D Puzzle Platformer
Çıkış tarihi: Aralık 2011
Platform: PC, PS3, X360, MAC, UNIX
Artıları: Muhteşem, rengarenk, masalsı atmosferi ve grafikleri, co-op ve local co-op modlarıyla 3 kişiye dek arkadaşlarla oynama olanağıyla çok daha zevkli bir oyun deneyimi sunması, müzikleri.
Eksileri: Ne olursa olsun son tahlilde bir platformer, hem de iki boyutlu platformer olması (gameplay'in kısa bir süre sonra sıkması).
Gamespot oyuncu notu: 8.8/10
Metacritic notu: 84/100
Benim notum: 7.5/10

7 Ekim 2011 Cuma

The Binding Of Isaac


Super Meat Boy, Gish, Aether gibi oyunların yaratıcısı Edmund McMillen’ın yeni oyunuyla Steam’de bir anda karşılaşınca şaşırdım çünkü yapımı yanılmıyorsam iki yıl süren ve gelmeden önce bir çok yerde haber olmuş Super Meat Boy’a göre gelişini hiç duymadığım bir oyun oldu bu. Önceki yazılarımdan hatırlayanlar olabilir, McMillen’ın oyunları her zaman kendine has bir havası olan, işlediği temalarla uçlarda gezinen ve her yaşa uygun olmayan, tartışmaya açık oyunlar. Bunun yanında oyun oynama keyfini de konu uğruna baltalamayan, süper eğlenceli oyunlar yapmayı başarıyor hep, ona hayran olmadığımı –ve kıskanmadığımı- söylesem yalan olur açıkçası.

Tabii çoğu insan onu Super Meat Boy’la tanıyor ama benim en az favori oyunum da o, sanırım bu konuda en büyük etken, platformer çok sevmemem ve hala PC oyunlarını daha büyük heyecanla bekliyor olmam. The Binding of Isaac hem beni bu konuda mutlu etti (oyun PC ve Mac için downloadable olarak $4.99'a Steam’den satılıyor, almak için tıklayın) hem de gameplay olarak platformerlara göre çok daha fazla sevdiğim Zelda benzeri rogue-like bakış açısı ve oynanış stili sunuyor.

10 Ağustos 2011 Çarşamba

Limbo


Oyun türü: 2D Platformer-Puzzle-Adventure
Çıkış tarihi: Ağustos 2011
Platform: PC, PS3, Xbox 360
Artıları: Siyah-beyaz, tekinsiz, ürpertici ve şahane ortamı ile çok çeşitli ve iyi düşünülmüş bulmacaları.
Eksileri: Karakterinizin tekrar tekrar, defalarca ve son derece vahşet dolu şekilde ölüp durmasının bir noktada mutlaka içinizi kötü etmesi.
Gamespot oyuncu notu: 9/10
Metacritic notu: 88/100
Benim notum: 8.5/10

1 Temmuz 2011 Cuma

Frozen Synapse

Blog için yazı yazamama döngümü son zamanlarda bulduğum zaman aralıklarında oynayıp sevdiğim oyunları yazarak kırmaya karar verdim, ilk sırayı da onlar arasında en sevdiğim oyuna ayırdım. Şimdiden fikrimi belirtmiş olayım da, uzun yazıdan üşenenleri yormayalım. :)

Tek cümlede özetlemek gerekirse, Frozen Synapse taktiksel takım karşılaşmasına dayanan sıra tabanlı (turn-based) bir oyun. Oyunun altında yatan bu düşünce çok karmaşık veya ilk defa denenen bir fikir olmayabilir ama oyunun yaratıcıları olan Mode 7’in bu fikri derinlemesine işleyerek ve yorumlayarak oluşturduğu bu oyun, uzun süredir oynadığım en heyecan verici multi-player deneyimlerden birini sunuyor.

26 Mayıs 2011 Perşembe

The Tiny Bang Story


Tiny Gezegeni'nde, hayali bir dünyada geçen bu indie oyun piyasaya çıkalı çok kısa süre oldu. (İlk kez bir oyunu satışa çıktıktan üç yıl sonra incelemek yerine güncel olarak yazacağım burada, heyecanlıyım!) Bir meteor çarpınca bu güzel mi güzel, kırılgan mı kırılgan dünya parçalara ayrılıyor. Bizim görevimiz bu minik dünyayı orası senin burası benim dolaşarak, dünyayı baştan kurmamıza yardımcı olacak makinaları birleştirip çalıştırmak ve bir jigsaw-puzzle'ı haline dönüşen gezegenin parçalarını gerisingeri toplamak suretiyle bu dünyanın sessiz sakinleri kurtarmak.

11 Nisan 2011 Pazartesi

Gemini Rue

İnsanın kendisini antika gibi hissetmeye başlaması için 29 yaş biraz fazla erken değil mi? Aynı oyuna baktığımızda ben süper grafikler görürken, Çavlan’ın “eeö bunun grafiklerinde değil belli ki olayı, o yüzden pek screenshot’a gerek yok” demesi bunun yaştan bağımsız bir şey olduğunu söylese de (tamam gerçi Çavlan benden yaşça biraz küçük ama :p), kabul etmem lazım ki artık kocaman pikselli oyunlar, özellikle platformer falan gibi belli türlerde göze sokula sokula yapılıp “retro” etiketinin rüzgârını arkasına almadığı sürece, birçok insan tarafından -bir kısmı eski oyunlarla haşır neşir olmuş olmasına rağmen- kötü gözüken oyunlar kategorisine dahil edilmekten kaçamıyorlar.

Anlatacağım oyun da belki bazılarınız için fazla eski gözükebilir ama eski oyunların grafiklerinin estetiğiyle büyüyenler ve bunun yanında nostalji yapmaktan öte insanın varoluşuna dair sorulara değinen distopik bir bilim kurgu/gizem/dedektiflik macerasına atılmaktan çekinmeyecekler için denenmesi gereken bir oyun bu. Bence grafikleri (ve müzikleri) çok çok güzel ama böyle düşünmeseniz bile şuradan konuya göz atmanızı ve buradan bedava demosunu indirip denemenizi tavsiye ederim.

Gemini Rue, 2010 IGF'de en iyi öğrenci oyunu ödülünü kazanmış olan, Joshua Nuernberger’in programcılığını, senaryosunu ve grafiklerini toplam üç senede tamamlamış olduğu ve 2011’de üretim sürecinin bitimine yakın yine bağımsız (indie) bir oyun yapımcısı olan Wadjet Eye Games’le güçleri birleştirerek çıkardığı bir adventure oyunu. Oldukça küçük bir ekip var yani arkasında.


21 Eylül 2010 Salı

Machinarium

Biliyorum, Machinarium'u oynamak için de, incelemesini yapmak için de çok geç kaldım, üstelik bir zamanlar kendine adventure-manyağı diyen birisi olarak, hiçbir mazaretim yok. Festivallerden ödülle dönen, ölmek üzere olan adventure türünü hafif de olsa canlandıran, adventure sevmeyenleri, hatta bilgisayar oyunu sevmeyenleri dahi bayıla bayıla oynatan bu oyunu geçen hafta oynayabildim. Machinarium point-and-click tarzı 2D bir adventure, ama alışageldiğimiz adventure'lardan farklı olarak, Flash tabanlı. Bu nedenle canavar gibi de çalışıyor. Mac/Windows sorunu yok, bellek sorunu yok, aslında şu minik netbook'larda bile rahatlıkla çalışabilir. Görselleri, bulmacaları, müzikleri ve efektleriyle olağanüstü bir dünyada kısa ama leziz bir yolculuk vadediyor oyuncuya. En ufak bir diyalog bile içermeyen, tamamen görsel bir oyun bu. Yarattıkları eşsiz robot dünyası sözcükler ve kelimelerle bozulabilirdi, o yüzden akıllılık etmişler bu konuda (robotların arasındaki konuşmalar düşünce baloncuklarıyla gerçekleşiyor mesela). Bu küçük oyunu şirin bir oyun olmaktan çıkarıp bu kadar özel ve farklı kılan da görselliği zaten. Tamamı elle çizilmiş, zengin detaylarla dolu karakterler ve arka planlar büyüleyici. Oyun boyunca karşılaştığımız robotların hepsi birbirinden eşsiz.

Belirsiz bir nedenle robot şehrinden postalanmış bir robot, oyunun kahramanı. Başta bize sadece robotumuzu kente sokmamız gerektiği bilgisini veren ve hikayesi en fazla "şirin" olarak tanımlanabilecek oyun, ilerledikçe baskıcı rejimin altında ayrı düşmüş sevgililerle ilgili leziz bir öykü olduğunu açığa çıkarıyor. İyi robotları ezip eşkıyalık yapan kötü robotlar her yanı sarmış, robot kentine hükümdar olmuşlar. Bu arada kahramanımızın kızarkadaşını da kaçırmış, bir de şehrin göbeğine saatli bir bomba yerleştirmişler. Robotumuz şehre sızıp bombayı durdurabilmek, robot halkını ve sevgilisini kurtarabilmek için çeşitli bulmacalar çözmek zorunda.