Yönetmen: Jaume Balagueró, Paco PlazaYazar: Jaume Balagueró, Paco Plaza, Manu Díez
Oyuncular: Jonathan Mellor, Manuela Velasco, Óscar Zafra
Tür: Korku
Yapım yılı: 2009
Süre: 85 dk.
Ülke: İspanya
Dil: İspanyolca
IMDB Puanı: 6.8/10
Umut'un Puanı: 5/10
Çavlan'ın Puanı: 6/10
Önceki yazılarımdan belli olduğu üzere, found footage türündeki filmleri seviyorum ben. Haliyle [Rec] 2’nin geldiğini duyduğumda izlemesem olmazdı (izledikten sonra yazmasam olur muydu bunu yazının sonunda değerlendirelim). Yazı spoiler içerebilir.
Devam filmi olmasına rağmen nedense [Rec] 2’den umutluydum, yapım ekibi aynıydı ve bu açıdan isimden para sağalım mantığıyla hakları satın alınmış ve konuyla alakasız isimlere teslim edilmiş Hollywood devam filmlerine benzemeyeceği kesindi. Nitekim [Rec] 2 yine de fena değil. İzleniyor bir şekilde.
Gel gör ki [Rec] 2, [Rec]’in başarılı olduğu birçok şeyi kılına dokunmadan aynen alırken (çoğu kişiden bu nedenle “bu film [Rec]’in aynısı olmuş yorumunu duyabilirsiniz), ilk filme dair en önemli şeyi (inandırıcılık) aktarabilmek konusunda yetersiz kalmış.
Konuya gelelim: İlk filmi izleyenlerin hatırlayacağı gibi, Barselona’da bir apartmanda çıkan bir virüs salgını dolayısıyla tüm bina karantina altına alınmıştır, bu virüs kuduz gibi kan ve salya aracılığıyla yayılmakta, bulaşan insanı kısa süre içinde agresif zombilere dönüştürmektedir. Tabii ki ilk filmde bizim deli gibi heyecanla izlediğimiz şeyde vurucu olan şey, sıradanlığı aşikar olan konu değil, yaratılan atmosferdi; her şey olması gerektiği gibi gerçekçi ve mantıklı ilerliyor, insan gerçekten bunun bir amatör kamerayla çekilmiş gerçek olaylar olduğuna inandırabiliyordu kendini.
Devam filmi olmasına rağmen nedense [Rec] 2’den umutluydum, yapım ekibi aynıydı ve bu açıdan isimden para sağalım mantığıyla hakları satın alınmış ve konuyla alakasız isimlere teslim edilmiş Hollywood devam filmlerine benzemeyeceği kesindi. Nitekim [Rec] 2 yine de fena değil. İzleniyor bir şekilde.
Gel gör ki [Rec] 2, [Rec]’in başarılı olduğu birçok şeyi kılına dokunmadan aynen alırken (çoğu kişiden bu nedenle “bu film [Rec]’in aynısı olmuş yorumunu duyabilirsiniz), ilk filme dair en önemli şeyi (inandırıcılık) aktarabilmek konusunda yetersiz kalmış.
Konuya gelelim: İlk filmi izleyenlerin hatırlayacağı gibi, Barselona’da bir apartmanda çıkan bir virüs salgını dolayısıyla tüm bina karantina altına alınmıştır, bu virüs kuduz gibi kan ve salya aracılığıyla yayılmakta, bulaşan insanı kısa süre içinde agresif zombilere dönüştürmektedir. Tabii ki ilk filmde bizim deli gibi heyecanla izlediğimiz şeyde vurucu olan şey, sıradanlığı aşikar olan konu değil, yaratılan atmosferdi; her şey olması gerektiği gibi gerçekçi ve mantıklı ilerliyor, insan gerçekten bunun bir amatör kamerayla çekilmiş gerçek olaylar olduğuna inandırabiliyordu kendini.































