Kitap Fuarı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitap Fuarı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Kasım 2012 Cuma

Kısa Kısa #11 (Kitap Fuarı Özel)

İlk defa okuduğum değil de okuyacağım kitaplar hakkında bir yazı yazacağım burada, nasıl olacak acaba? Bunlar Tüyap'tan aldığım ve önümüzdeki haftalarda büyük bir hevesle okuyacağım kitaplar oluyor -bu arada fuara son gelişimiz birkaç sene önceydi ve Umut orada karşılaştığı çileli müşteriler üzerine şu linkte bir hayli eğitici ve güldürücü bir yazı yazmış idi. Onu geçemeyeceğimi bildiğimden, kendi yazımı minik kitap tanıtımlarıyla sınırlı tutmaya karar verdim. Bir de çocuk kitapları yayımlayan dini yayınevlerinin ne kadar ama ne kadar artmış olduğuna ve hafta içi fuara sınıflarını olduğu gibi gönderen okullar sayesinde Tüyap'ın çığlıklarla dolu adım atılmaz bir çocuk bahçesine döndüğüne dair gözlemimi sıkıştırayım araya.  Sevgili Judy'nin yöntemini izleyerek (zaten bu yazıya da ondan özendim) aldığım kitapları yayınevlerine göre grupluyorum. Kitapların adlarına tıklayınca, yayınevinin web sitesine, ilgili kitabın sayfasına gidiliyor. Buyrunuz, iş bu seneki fuarın ganimetleri:

YKY

9 Kasım 2009 Pazartesi

28. Tüyap Kitap Fuarı'na Dair Gözlemler

10 güne yayılmış olan fuarda, Çavlan’a yardım amaçlı olarak standda satış görevlisi olma ihtimali doğduğunda, ilk yaptığım bunun mantıksızlığını ona anlatmaya çalışmak oldu: İnsanlarla yakın temasa girmekten hoşlanmayan ben, bu süreç boyunca onlara ne istediklerini soracak, hiç bilmediğim kitaplar hakkında bilgi verecek, gerekirse paralarını alıp bir de tekrar para üstü uzatarak onlara dokunma riski taşıyacaktım.

Tabii bu deneyimden güzel şeyler çıkarma ihtimalim olduğunu, olaylara kötü baktığımı, gelişime kapalı olduğumu falan düşünenleriniz olabilir. Girişimci ebeveynlerin genelde çocuklarına anlattıkları hikayedeki gibi, “ticarette pişmek için en alttan başlayacaksın” hesabı. Bu ideal hikayeye göre çocuk limonata satarak başlar, birinci elden deneyim kazanırken, aynı zamanda sermaye ve kişisel bağlantılar biriktirir ve bir gün kendi holdingini kurup köşeyi döner. Bu mantıkla ilgili iki sorunum var, 1- Eğer amaç sadece iyi para kazanmaksa dünyanın en zengin adamı asosyal bir bilgisayar programcısıyken ben neden gidip limonata satmakla uğraşayım, 2- eğer amaç sadece hızlı para kazanmaksa, üniversite okumaya ne gerek var, beyaz kadın ticareti ve uyuşturucu kaçakçılarının en kısa zamanda en çok kazanabilen insanlar olduğu zaten biliniyor.

Sonuçta Çavlan’dan uzak kalmamak adına bir şekilde hazırlanıp gittim. Fuar hakkındaki genel gözlemlerim şöyle: