Adventure Oyunları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Adventure Oyunları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Nisan 2015 Cuma

Game of Thrones ve Üç Episodik Oyun Daha


Game of Thrones'un 5. sezonunun başlamasına sadece birkaç gün kaldı. Bu yıl öncekilerden farklı olarak, iki sezon arasındaki uzuun aylar süren bekleyişe dayanmayı kolaylaştıracak bir yol vardı: oyununu oynamak. Son dönem tüm Telltale oyunları gibi, tv dizisivari episodik sistemde çıkıyor oyunlar; şu an ilk sezondayız, bu sezon 6 bölümden oluşacak ve şimdilik 3 bölüm çıktı piyasaya (Iron From Ice, The Lost Lords ve The Sword in the Darkness). Her bölümü tamamlamak, aşağı yukarı 2-3 saat alıyor. Game of Thrones'un oyununu ayıla bayıla oynadığımı söyleyemem, hatta bu yazıda tanıtacağım tüm oyunlar arasında en az sevdiğim gibi bir şey. Ama HBO-Telltale ortak yapımı olan oyunun prodüksiyon kalitesinin yüksek olduğu ve dizinin yokluğunda iyi gittiği de bir gerçek.

1 Kasım 2014 Cumartesi

Dreamfall Chapters Book One: Reborn


Oyun türü: Adventure
Çıkış tarihi: 21 Ekim 2014
Platform: PC, Mac, Unix/Linux, PS4
Firma: Red Thread Games
Artıları: Seçimlerin güzelliği, harika müzikleri ve başarılı seslendirmeleri, zaman azlığından doğru düzgün işlenemese de sağlam bir zeminden gelen dolu dolu hikayesi, Zoë'nin günlüğü, Zoë'nin yeni ve gelişmiş sesi+aksanı (!)
Eksileri: Bug ve glitch bolluğu, tek bir bölüm olduğu için hikaye namına pek fazla bir şeyin olup bitmemesi, kafamızdaki sorulara yenilerinin eklenmesi, nispeten rahatsız kontroller, zayıf optimizasyon, oyuncuyu zorlayacak bulmaca/puzzle eksikliği, auto-save checkpoint sistemi nedeniyle istediğimiz anda save edemememiz
Metacritic eleştirmen notu: 73/10
Metacritic oyuncu notu: 8.1/10
Benim notum: 7/10

11 Eylül 2013 Çarşamba

Gone Home


Oyun türü: Adventure, Exploration
Çıkış tarihi: 15 Ağustos 2013
Platform: PC, Mac, UNIX
Artıları: Güçlü (ve son derece gerçekçi) hikaye, o hikayenin ortama serpiştirilmiş ipuçları ve sesli anlatımla çok güzel biçimde sunulması, ergenlik çağında yaşananların ve bir de üstüne 90'ların havasının çok iyi yakalanmış olması.
Eksileri: Fiyatı. Topu topu 2-3 saat süren bir oyun için 20 dolar biraz fazla.
Gamespot notu: 9.5/10
IGN notu: 9.5/10
IGN oyuncu notu: 7.7/10
Benim notum: 8/10

6 Mart 2013 Çarşamba

The Walking Dead: The Game


The Walking Dead’in çizgiromanını okumamış olsam da, dizisi çıktığında ilk sezonu izlemiş, senaryosundan pek heyecan alamadığım için bırakmıştım. Tabii ilerleyen bölümlerde değişmiş olabilir ama benim hatrımda kalan, ekranda güneyli aksanıyla konuşan iki boyutlu karakterlerin (bir yanda beyaz atlı şövalyeler, diğer yanda Laff-A-Lympics’ten çıkmış gibi duran gerçek kötüler) birbirine saydırmasıyla geçen sıkıcı dakikalardı. Sevenleri alınmasın, renkler ve zevkler hadisesi. Esasında dizinin yapmaya çalıştığı şeyi heyecan verici bulmuştum, felaketin kendisinden çok yaşama savaşı verenlerin zor anlarda ortaya çıkan gerçek yüzleri ve birbirleriyle olan ilişkilerini izlemek ilgi çekici olacağı için (ve biraz da Battlestar Galactica’nın müziklerini yapan Bear McCreary’nin müzikleri yapıyor olmasının gazıyla) başlamış, ve ne yazık ki hayal kırıklığı eşliğinde 2. sezona devam etmekten vazgeçmiştim.

18 Ekim 2011 Salı

Nancy Drew Oyunları

Amatör olarak dedektiflik yapan, gizem üstüne gizem çözen genç bir kız olan Nancy Drew, 1930'lar ve 40'larda Carolyn Keene takma adı altında çeşitli gölge yazarlar tarafından maceraları yazılmış, bir sürü kitabın kahramanı olmuş kurmaca bir karakter. Kültürel bir ikon haline gelen ve yıllar boyunca hem dizileri hem de filmleri çekilen Nancy oyun dünyasına da sıçramış tabii ki; Her Interactive adlı firma, 1998 yılından beri Nancy Drew oyunları tasarlıyor. Şimdilik ortada yirmi dört oyun var (yirmi beşinci oyun Alibi In Ashes bu ayın sonunda çıkacak) ve son birkaç yıldır çıkan oyunların sadece PC değil, Mac versiyonları da bulunuyor. Adventure türüne giren ve her seferinde farklı bir yerde geçen bu oyunlarda oyuncu ortadaki gizemi çözmek için oradan oraya koşturup şüphelilerle konuşmak, ipuçlarını toplamak ve bolca puzzle çözmek zorunda.

Oyunların hedef kitlesi bildiğim kadarıyla teenager'lar, hatta 12-16 yaş arasındakiler (yani çocuğunuz ya da yeğeniniz için ona beyin cimnastikleri yaptıracak, içinde şiddet, kan, dövüş vb. olmayan bilgisayar oyunları arıyorsanız buldunuz, ancak oynayabilmesi için İngilizcesinin bayağı iyi olması gerekiyor). Yine de bu yaşımda hiç utanmadan oynuyorum Nancy Drew'ları, çünkü hikayenin tahmin edilebilirliği ve suçlunun çoğunlukla önceden anlaşılabilirliği bir yana, bazı puzzle'lar, özellikle senior detective modunda oynadığımda ciddi ciddi zorluyorlar beni. Evet bu oyunlara gerçek oyun muamelesi yapmak biraz zor; süreleri kısa, grafikleri ilkel, oyunları bitirmek (arada takılabileceğiniz belki birkaç bulmaca dışında) kolay ve hikayelerin bazı açılardan çocukça oldukları da doğru, ama iki oyun arasındaki boşlukta çok iyi gidiyorlar, çalışmak için çok düşük sistem gereksinimleri istiyorlar, iyi yazılmış diyaloglar, son derece iyi seslendirmeler ve ilginç karakterlerle dolular ve kesinlikle küçük gri hücrelerinizi bol bol çalıştıracak puzzle'lar sunuyorlar.

10 Ağustos 2011 Çarşamba

Limbo


Oyun türü: 2D Platformer-Puzzle-Adventure
Çıkış tarihi: Ağustos 2011
Platform: PC, PS3, Xbox 360
Artıları: Siyah-beyaz, tekinsiz, ürpertici ve şahane ortamı ile çok çeşitli ve iyi düşünülmüş bulmacaları.
Eksileri: Karakterinizin tekrar tekrar, defalarca ve son derece vahşet dolu şekilde ölüp durmasının bir noktada mutlaka içinizi kötü etmesi.
Gamespot oyuncu notu: 9/10
Metacritic notu: 88/100
Benim notum: 8.5/10

10 Haziran 2011 Cuma

Gray Matter

Oyun türü: Adventure
Çıkış tarihi: Şubat 2011
Platform: PC, X360
Artıları: İlgi çekici ve merak uyandıran hikayesi, nefis müzikleri, içinde Oxford'un da olduğu muhteşem görünen mekanları, ilginç sahne sihirbazlığı teması, birbirinden eğlenceli farklı aksanları, pek sevilesi goth kadın kahramanı, çizgiroman tarzı cutscene'leri ve hot spot'ları gösteren kısayoluyla oyuncuyu piksel avına mecbur bırakmaması
Eksileri: Yavan sayılabilecek bulmacaları, öykünün paranormal kısmının yer yer klişeye kaçması, zayıf karakter animasyonları
Gamespot oyuncu notu: 8.2/10
Metacritic notu: 72/100
Benim notum: 8/10

Eğer eski adventure oyuncularındansanız, Jane Jensen ismini büyük ihtimal biliyorsunuzdur. Klasik Gabriel Knight serisine can veren yazarın yıllardır beklenen, çıkışı ertelene ertelene bir hal olan oyunu Gray Matter, kusursuz olmaktan uzak olsa da oynaması çok keyifli, bu yılın belki de en iyi adventure oyunu. Oyunun başında, 20'lerinin başındaki kadın kahramınımızla tanışıyoruz; Samantha Everett, Londra'da olduğu rivayet edilen pek gizli, pek seçkin Daedalus Kulübü'ne girmenin yollarını arıyor. Sam Amerikalı, ailesi o küçükken öldüğü için çocukluğunu bir aileden diğerine sekerek ve sevgiye aç geçirmiş, üniversiteyi bitirmemiş, hokkabazlık yapıyor. Fırtınalı bir gecede rüzgardan ters dönen levhaların da yardımıyla (kabul etmek gerek ki burası biraz saçma) yanlış yola sapıyor ve Dread Hill isimli gizemli, şatomsu evin bahçesinde buluyor kendini. Fırtınadan mahvolmuş, motoru da bozulmuş olan Sam, geceyi geçirebilmek için yine pek mantıklı sayılamayacak bir takım tesadüflerin arka arkaya gelmesi sonucu evin sahibi Dr. Styles'ın yeni asistanı olarak tanıtıyor kendini. Ukala İngiliz Doktor Styles da Gray Matter'ın diğer kahramanı, 8 bölüm süren oyunun 3 bölümünde onu yönetiyoruz. Birkaç yıl önce trajik bir kazada karısını kaybedene kadar çok popüler ve parlak bir nörobiyolog olan David Styles, karısının ölümünden sonra kendini salmış, kimseyle konuşmayan, olur da konuşmak zorunda kalırsa dünyanın en aksi ve huysuz adamı gibi davranan kibirli birine dönüşmüş, kazada karısını alevlerden kurtarmaya çalışırken yüzü feci halde yandığı için yüzünün yarısını kapatan bir maske takmaya başlamış, üniversitedeki işini bırakmış, Oxford'daki yeni öğrenciler arasında da bir nevi şaka/canavar olarak ün salmış.

26 Mayıs 2011 Perşembe

The Tiny Bang Story


Tiny Gezegeni'nde, hayali bir dünyada geçen bu indie oyun piyasaya çıkalı çok kısa süre oldu. (İlk kez bir oyunu satışa çıktıktan üç yıl sonra incelemek yerine güncel olarak yazacağım burada, heyecanlıyım!) Bir meteor çarpınca bu güzel mi güzel, kırılgan mı kırılgan dünya parçalara ayrılıyor. Bizim görevimiz bu minik dünyayı orası senin burası benim dolaşarak, dünyayı baştan kurmamıza yardımcı olacak makinaları birleştirip çalıştırmak ve bir jigsaw-puzzle'ı haline dönüşen gezegenin parçalarını gerisingeri toplamak suretiyle bu dünyanın sessiz sakinleri kurtarmak.

11 Nisan 2011 Pazartesi

Gemini Rue

İnsanın kendisini antika gibi hissetmeye başlaması için 29 yaş biraz fazla erken değil mi? Aynı oyuna baktığımızda ben süper grafikler görürken, Çavlan’ın “eeö bunun grafiklerinde değil belli ki olayı, o yüzden pek screenshot’a gerek yok” demesi bunun yaştan bağımsız bir şey olduğunu söylese de (tamam gerçi Çavlan benden yaşça biraz küçük ama :p), kabul etmem lazım ki artık kocaman pikselli oyunlar, özellikle platformer falan gibi belli türlerde göze sokula sokula yapılıp “retro” etiketinin rüzgârını arkasına almadığı sürece, birçok insan tarafından -bir kısmı eski oyunlarla haşır neşir olmuş olmasına rağmen- kötü gözüken oyunlar kategorisine dahil edilmekten kaçamıyorlar.

Anlatacağım oyun da belki bazılarınız için fazla eski gözükebilir ama eski oyunların grafiklerinin estetiğiyle büyüyenler ve bunun yanında nostalji yapmaktan öte insanın varoluşuna dair sorulara değinen distopik bir bilim kurgu/gizem/dedektiflik macerasına atılmaktan çekinmeyecekler için denenmesi gereken bir oyun bu. Bence grafikleri (ve müzikleri) çok çok güzel ama böyle düşünmeseniz bile şuradan konuya göz atmanızı ve buradan bedava demosunu indirip denemenizi tavsiye ederim.

Gemini Rue, 2010 IGF'de en iyi öğrenci oyunu ödülünü kazanmış olan, Joshua Nuernberger’in programcılığını, senaryosunu ve grafiklerini toplam üç senede tamamlamış olduğu ve 2011’de üretim sürecinin bitimine yakın yine bağımsız (indie) bir oyun yapımcısı olan Wadjet Eye Games’le güçleri birleştirerek çıkardığı bir adventure oyunu. Oldukça küçük bir ekip var yani arkasında.


21 Eylül 2010 Salı

Machinarium

Biliyorum, Machinarium'u oynamak için de, incelemesini yapmak için de çok geç kaldım, üstelik bir zamanlar kendine adventure-manyağı diyen birisi olarak, hiçbir mazaretim yok. Festivallerden ödülle dönen, ölmek üzere olan adventure türünü hafif de olsa canlandıran, adventure sevmeyenleri, hatta bilgisayar oyunu sevmeyenleri dahi bayıla bayıla oynatan bu oyunu geçen hafta oynayabildim. Machinarium point-and-click tarzı 2D bir adventure, ama alışageldiğimiz adventure'lardan farklı olarak, Flash tabanlı. Bu nedenle canavar gibi de çalışıyor. Mac/Windows sorunu yok, bellek sorunu yok, aslında şu minik netbook'larda bile rahatlıkla çalışabilir. Görselleri, bulmacaları, müzikleri ve efektleriyle olağanüstü bir dünyada kısa ama leziz bir yolculuk vadediyor oyuncuya. En ufak bir diyalog bile içermeyen, tamamen görsel bir oyun bu. Yarattıkları eşsiz robot dünyası sözcükler ve kelimelerle bozulabilirdi, o yüzden akıllılık etmişler bu konuda (robotların arasındaki konuşmalar düşünce baloncuklarıyla gerçekleşiyor mesela). Bu küçük oyunu şirin bir oyun olmaktan çıkarıp bu kadar özel ve farklı kılan da görselliği zaten. Tamamı elle çizilmiş, zengin detaylarla dolu karakterler ve arka planlar büyüleyici. Oyun boyunca karşılaştığımız robotların hepsi birbirinden eşsiz.

Belirsiz bir nedenle robot şehrinden postalanmış bir robot, oyunun kahramanı. Başta bize sadece robotumuzu kente sokmamız gerektiği bilgisini veren ve hikayesi en fazla "şirin" olarak tanımlanabilecek oyun, ilerledikçe baskıcı rejimin altında ayrı düşmüş sevgililerle ilgili leziz bir öykü olduğunu açığa çıkarıyor. İyi robotları ezip eşkıyalık yapan kötü robotlar her yanı sarmış, robot kentine hükümdar olmuşlar. Bu arada kahramanımızın kızarkadaşını da kaçırmış, bir de şehrin göbeğine saatli bir bomba yerleştirmişler. Robotumuz şehre sızıp bombayı durdurabilmek, robot halkını ve sevgilisini kurtarabilmek için çeşitli bulmacalar çözmek zorunda.

10 Mayıs 2010 Pazartesi

Fahrenheit (Indigo Prophecy)

Oyun türü: Action-Adventure
Çıkış tarihi: Eylül 2005
Firma: Atari
Platform: PC, PS2, Xbox
Artılar: Süper bir hikaye, zekice bir kurgu, çok başarılı karakterler, seslendirmeler ve müzik, nefis mini-oyunlar
Eksiler: Aksiyon sahnelerinin zorluk seviyesi (birazcık daha zor olsaymış), PC'de zor kontroller (PS2'de böyle bir sorun yok gerçi), oyunun süresi (biraz daha uzun olabilirmiş sanki)
GameSpot notu: 8.5/10
Oyuncu notu: 8.9/10
Çavlan'ın notu: 8.5/10

Çıkalı neredeyse beş yıl olmuş bir oyunun tanıtımını yapmak ne kadar mantıklı bilemiyorum. Ama çok yakın zamanda bu oyunu tekrar oynadım ve bir kez daha hayran kalıp, mutlaka burada bahsetmem gerektiğini düşündüm... Bilenler hatırlar, bilmeyenler de alıp oynar belki diye. Fahrenheit benim En İyi 33 Adventure Oyunu listemin 3. sırasında. Çıktığı zaman almış, bilgisayarımda oynamış, kontrollerin korkunç olmasına, hatta aksiyon sahnelerinde ekranda PS simgeleri çıkmasına rağmen (çünkü bu bir konsol oyunu orijinal olarak ve pek de başarıyla "aktarıldığı" söylenemez PC'ye) pek bir bayılmıştım. Birkaç ay önce Umut sürpriz yapıp eve elinde bir adet Play Station -PS3 de zannetmeyin yani, PS2- ile gelince, benim aklıma gelen ilk oyun Fahrenheit oldu bu yeni oyuncağımızda denemek için (ikincisi Silent Hill, üçüncüsü de Guitar Hero'ydu ki onları bilhare yazmayı umuyorum sonra). PS başlarda Umut'a da bana da son derece tuhaf ve zor bir alet gibi gelse de (ne de olsa yeni nesil konsol gençliğinden değil, Commodore 64 ve Amiga'larla büyüyen, 20'sine kadar herhangi bir oyun konsolunu yakından görmemiş, hâlâ cesurca bilgisayarda oyun oynamaktan vazgeçmeyen, spor ve yarış oyunlarından çok adventure, simülasyon, rpg ve fps oynayan bir nesilden geliyoruz) kısa sürede alıştık ve Fahrenheit'ı birlikte, oynanabilir üç (bazen dört) karakteri aramızda paylaşarak, controller'ı da elden ele geçire geçire oynamaya başladık. Tabii sonra akıllanıp, sadece 2 player'lı oyunları edinmeye karar verdik, o ayrı. Öhöm, neyse, konumuz oyun konsolları değildi sanki... Evet tabii ki, Fahrenheit.


14 Mart 2010 Pazar

Online Oyunlar 5: Adventure

Bir zamanlar çok popüler olan, Sierra ve LucasArts'ın başını çektiği adventure oyunları, 3D'nin ve first person shooter gibi türlerin yaygınlaşmasıyla gelen oyun trendlerinden nasibini alıp 90'ların ortasından itibaren satmamaya başladı ve bu türle uğraşan büyük yapımcıların çoğu ya battı, ya da adventure yapmaktan vazgeçti (Warcraft'ın adventure'ını hatırlayan var mı? Piyasaya çıkmadan yarı yolda iptal edilmişti). Böylece biz de etrafta pek adventure görmez olduk. Uzun durgunluk döneminden sonra gelen son yıllarda tekrar belli başlı adventure'ların ismini kalabalığın içinden duyurabilmesine rağmen, hala bu türün çok canlı bir şekilde geri döndüğünü söylemek mümkün değil esasında. Bazı ekipler sadece bu türe olan sevgilerinden dolayı başka işlerden kazandıkları gelir sayesinde bu tarz oyunlar yapmak için çabalarken (Amanita Design'ın Machinarium'u gibi), bazı stüdyolar ise satışlarını artırabilmek adına daha çok aksiyon etrafında gelişen adventure'lara yöneliyor (Funcom'un Dreamfall'da yaptığı gibi). Kendilerini sadece adventure türüne adamış büyük oyun stüdyoları (Adventure Company ve TellTale Games gibi) ise, artık sayıca bir elin parmaklarını geçmiyor.


Son zamanlarda çıkan en iyi adventure'lardan Machinarium'un online demosunu internetten oynamak mümkün, zira oyunu yapan ekip, aynı zamanda online oyunlar üreten bir ekip.

25 Aralık 2009 Cuma

Dreamfall: The Longest Journey

Tür: Action-Adventure
Çıkış tarihi: Nisan 2006
Firma: Funcom
Artılar: Olağanüstü bir hikaye, şahane grafikler, harika mekan tasarımları, masalsı atmosfer, çok başarılı karakterler, seslendirmeler ve müzik
Eksiler: Feci kıytırık aksiyon sahneleri, çok kolay bulmacalar, zor kontroller
GameSpot notu: 8.1/10
Oyuncu notu: 8.6/10
Çavlan'ın notu: 9/10

Oyunun trailerını buradan izleyebilirsiniz.

Dreamfall, The Longest Journey'den 10 yıl sonrasını anlatmakta. 23. yüzyılın sonlarındayız ve bu kez April'ı değil ama tıpkı April gibi güçlü ve güzel (ama onun kadar komik olmayan) bir kadın karakteri yönetiyoruz: Zoe Castillo. Baştan söyleyeyim, Zoe, mizah konusunda April'in yerini tutmuyor, fakat müthiş aksanı sayesinde April'i çok da aratmıyor. Nitekim oyunun ilerleyen bölümlerinde görüyoruz ki, April da kayıplara karışmış değil.

The Longest Journey'den bildiğimiz bir karakter olan Brian Westhouse'u oynayarak başlıyoruz Dreamfall'a. Geride bırakılan bir günlük, garip bir ayin, yeni dünya 'The Winter', Chaos Vortex ve biz daha ne olup bittiğini anlayamadan Casablanca'da bir hastanede buluyoruz kendimizi. Nihayet Zoe'yi yönetmeye başlayabiliriz, fakat komada Zoe. İç sesi bizimle konuşuyor, ama kendisi derin bir uykuda. Zoe'nin yönlendirmesiyle bundan birkaç hafta öncesine, kızın turp gibi sağlıklı olduğu günlere gidiyoruz ve ilk bakışta sıradan görünen bir gününü yaşamaya başlıyoruz. Zoe bir biyo-mühendislik öğrencisiymiş ama ne yapmak istediğinden emin değil, okulu bırakmış, erkek arkadaşından ayrılmış ve baba evine dönmüş. Hayatında hiçbir şeyin onu tatmin etmediği, ne istediğine bir türlü karar veremediği bir dönem yaşıyor.

24 Aralık 2009 Perşembe

The Longest Journey

Oyun türü: Adventure
Çıkış tarihi: Eylül 2000
Firma: Funcom
Platform: PC
Artılar: Öykü, karakterler, bulmacalar, diyaloglar, seslendirmeler, ara videolar, müzikler vd.
Eksiler: Bitmesi.
GameSpot notu: 9.3/10
Oyuncu notu: 9.2/10
Çavlan'ın notu: 10/10


[Oyunun trailerını buradan izleyebilirsiniz.
]

Yıllar önce, adventure oyunlarla yeni yeni tanıştığım dönemde, adventure gurusu bir arkadaşım 4 CD'lik bir oyun vermişti bana (yıl daha yeni 2000 olmuş, oyunlar DVD'de falan gelmiyor). The Longest Journey idi oyunun adı ve o zamana dek görmediğim güzellikte grafikler, mükemmel seslendirmeler ve müzikler, hem zor, hem zevkli bulmacalar ve hepsinden önemlisi, özgünlükte hiçbir oyunun yarışamayacağı bir öykü sunuyordu. İşin garibi neredeyse 10 sene geçti üzerinden ve hâlâ aynı şeyleri düşünüyorum. Tamam, belki oyunun çözünürlüğü günümüz monitörlerinde düşük kalıyor ama, bu ayrıntıyı görmezden gelecek olursak, dört dörtlük bir oyun TLJ. Günümüze dek yapılmış en güzel adventure oyunu. Beni ağlatmayı başarabilen tek oyun üstelik :)

1 Kasım 2009 Pazar