2010'un son günlerinde Kediler ve Kitaplar'ın yıl boyu en fazla okunan yazılarını listelemek, burayı son zamanlarda keşfetmiş yeni okuyucular için hoş olur dedik. (Aslında dün gece Hepsi Detay'da görüp çaldık bu fikri.) İşte bu yıl en yüksek trafiği alan 25 yazı:
Lost 6.17/6.18: The End
(Lost'un final bölümünün hayvani uzunluktaki incelemesi.)
2009'un En İyi Filmleri
(Blog açıldığında bir heves yıllara göre en iyi filmler listeleri yapmaya girişmiştim, sonuncusu yani en güncel olanı, en çok hit alan oldu.)
Acıklı bir Survivor deneyimi: Survivor Türkiye
(Çok sadık bir Survivor -gerçek Survivor- hayranı olarak, ülkemizde de çekildiğini duyunca ilk bölümü netten izleyip, eşzamanlı olarak gördüklerimi ve görüşlerimi yazmıştım. Unutmak istemiştim sonra da.)
Inception: Nolan bizi limboya götür
(Bu senenin tartışmasız en iyi filmlerinden biri olan Inception'ın incelemesi.)
Twilight'tan Öğrendiklerim
(Bu kitap/film serisinin bize ne kadar çok şey öğrettiği, yaşamlarımızı nasıl da aydınlattığı üzerine maddelerden oluşan bir yazı. Kendine yardım kitaplarına boşuna para vermek yerine bu yazıyı okuyun, hayatınızın iplerini elinize alın.)
Lost 6.17/6.18: The End
(Lost'un final bölümünün hayvani uzunluktaki incelemesi.)
2009'un En İyi Filmleri
(Blog açıldığında bir heves yıllara göre en iyi filmler listeleri yapmaya girişmiştim, sonuncusu yani en güncel olanı, en çok hit alan oldu.)
Acıklı bir Survivor deneyimi: Survivor Türkiye
(Çok sadık bir Survivor -gerçek Survivor- hayranı olarak, ülkemizde de çekildiğini duyunca ilk bölümü netten izleyip, eşzamanlı olarak gördüklerimi ve görüşlerimi yazmıştım. Unutmak istemiştim sonra da.)
Inception: Nolan bizi limboya götür
(Bu senenin tartışmasız en iyi filmlerinden biri olan Inception'ın incelemesi.)
Twilight'tan Öğrendiklerim
(Bu kitap/film serisinin bize ne kadar çok şey öğrettiği, yaşamlarımızı nasıl da aydınlattığı üzerine maddelerden oluşan bir yazı. Kendine yardım kitaplarına boşuna para vermek yerine bu yazıyı okuyun, hayatınızın iplerini elinize alın.)




Sırlar Odası, Felsefe Taşı'nın bıraktığı yerden sadece birkaç hafta sonra başlıyor. İlk kitabın sonunda Harry Potter, Hogwarts'taki ilk yılını sağ salim atlatmayı ve Voldermort'un dönüşünü engellemeyi başarmıştı. Şimdi Dursley'lerin yanında uzun, çok uzun, ona sonsuzluk gibi gelen bir yaz geçirmekte, okulun başlamasına kalan günleri saymaktadır. Dursley'lerden kimsenin hatırlamadığı doğumgününde (hatırlasalar da kulak temizleme çubuğu filan hediye ederlerdi herhalde), Dobby isimli bir ev cini konuk olur odasına. Dobby çok tatlı, Harry'ye büyük saygı duyuyor ve sağlığıyla son derece ilgileniyor gibi görünen bir yaratıktır ve kararlıdır: Harry Potter, Hogwarts'a dönmemelidir! Ona bir komplo kurulmaktadır, Potter Hogwarts'a döneceğine yaralansa daha iyidir çünkü okula giderse kesin ölecektir. Harry elbette bunu kabul etmez, Dobby de kendi sihrini kullanarak, Harry'nin başının Dursley'lerle derde girmesine neden olur. Vernon Enişte Harry'i odasına kitler, işi pencerelere demir parmaklık taktırmaya kadar vardırır, ama Harry umutsuzluğa düşmeye zaman bulamadan Ron Weasley, pek bir muzip ağabeyleri Fred ve George ile birlikte uçan bir arabayla onu kurtarmaya gelir. Harry Hogwarts'a dönmeden ve yine bol olaylı bir sömestre başlamadan, yazın kalanını Ron'ların büyü dolu evinde, Kovuk'ta geçirecektir. Ron ve Hermione'yle Hogwarts'ta geçecek günler de çok eğlenceli olacaktır kuşkusuz, ama dönemin başlamasından kısa süre sonra müthiş bir karanlık yayılır okula, ardı ardına Muggle-doğumlu öğrencilere saldırılar gerçekleşmeye başlar. Harry'nin okuldaki ikinci yılında hüküm sürecek olan gizem, kimsenin tam olarak ne olduğunu bilmediği, yüzyıllar kadar eski bir söylenceyle ilgilidir: Sırlar Odası.
Harry Potter'ın son filmi gösterime girmek üzereyken her yerde reklamlarını gördüğümüz dönemde, seriyi ne kadar özlediğimi fark ettim -yani tam yapımcıların hedef aldığı tip 'fan' grubuna dahilim sanırım- ve kitapları baştan okumaya karar verdim. Son kitabın çıkmasını beklerken dönüp de öncekileri okuduğum çok oluyordu eskiden, ama seri tamamlandıktan sonra bir köşeye atıp unuttum gitti kitapları, özellikle son kitapları tekrar okumayı çok istiyorum. Madem en baştan başlıyorum, her kitap bittikten sonra filmini izleyeyim, böylece bilgiler aklımda tazeyken çok daha mantıklı bir çerçevede değerlendirebilirim filmleri dedim -hem üçüncü ve yedinci filmler hariç hiçbir HP filminden haz etmediğim için, bir kez izleyip unutmayı seçmiştim çoğunu. Biraz daha zorlayıp oyunlarını da oynasam mı diye düşünmemiş değilim, ama ikinci ve üçüncü oyunları daha birkaç ay önce bir başka HP özlemi çılgınlığı döneminde (!) oynayıp bitirmiş olduğum için, bu eski oyunlara en baştan girişmeyi göze alamadım, hem abartmamak lazım. Okumuşken burada da -kısa da olsa- kitaplara ve filmlere dair bir şeyler yazayım diyorum. Bu yazı dizisi neye hizmet eder, kitapları okuyanın mı yoksa okumayanın mı ilgisini çeker, gerçekten gerekli midir bilemiyorum, sonuçta dünyada çoktan fenomen olmuş bir seri bu ve artık -en azından benim üzerine yazacağım kitaplarla filmler- güncel de sayılmaz. Üstelik ne kadar zamanda tamamlarım bilmiyorum, 350'şer sayfalık ilk iki kitabı saymazsak, diğer tüm kitapların kalınlığı 500-1100 sayfa arasında değişiyor, ben de büyü dünyasında yitip gitmemek için her iki HP kitabının arasında seriyle alakasız başka bir kitap okumayı planladım, artık ne kadar uyabilirim o plana bilemiyorum, ama her halükarda bu yazı dizisi en azından birkaç ay sürecek gibi görünüyor. Pek gerekli olmasa da arşiv niteliğinde işe yarayacağına, Harry Potter'ın da bunu kesinlikle hak ettiğine karar verdim en sonunda.
































