27 Ocak 2012 Cuma

İnsanı Şenlendiren 20 Film

Moralim bozuk da olsa beni neşelendirebilen, hatta "yürek ısıtma" vazifesi gören filmler var şu dünyada:

1. Le Fabuleux Destin d'Amélie Poulain (Amélie)
Yönetmen: Jean-Pierre Jeunet • Yazar: Jean-Pierre Jeunet & Guillaume Laurant • Oyuncular: Audrey Tautou, Mathieu Kassovitz ve Serge Merlin • Ülke: Fransa • Yıl: 2001 • Tür: Komedi|Fantastik|Romantik • IMDb Puanı: 8.5/10

24 Ocak 2012 Salı

Blooper Çılgınlığı

Sevdiğimiz dizilerin eğlenceli kamera arkası görüntüleri ve çekim hatalarından bir demet:

18 Ocak 2012 Çarşamba

Skyrim'in İncileri


The Elder Scrolls V: Skyrim, piyasaya çıkalı daha iki ay olmasına rağmen inanılmaz popüler olmuş, deli gibi yayılmış bir rpg. Sanki bilmeyen kalmış gibi burada ona künye hazırlayıp tanıtımını ya da incelemesini yapmak tuhaf olacaktı, detaylara dair farklı bir dosya hazırlamaya karar verdim bu nedenle. Bizim yıl sonu anketimizde birinci oldu bu oyun, ki bana da sorsalar, bu yıl oynadığım oyunlar arasında en iyisi seçerim kendisini. Yazıda kullandığım görsellerin tamamı kendi oyunumdan elcağızımla aldığım capture'lar, tıklayıp büyük boyutta görüntüleyebilirsiniz. Hızımı alamayıp bir de güzel manzaralar postası hazırladım, o da bugün Pek Güzel Şeyler'de.

15 Ocak 2012 Pazar

Trine 2


Oyun türü: 2D Puzzle Platformer
Çıkış tarihi: Aralık 2011
Platform: PC, PS3, X360, MAC, UNIX
Artıları: Muhteşem, rengarenk, masalsı atmosferi ve grafikleri, co-op ve local co-op modlarıyla 3 kişiye dek arkadaşlarla oynama olanağıyla çok daha zevkli bir oyun deneyimi sunması, müzikleri.
Eksileri: Ne olursa olsun son tahlilde bir platformer, hem de iki boyutlu platformer olması (gameplay'in kısa bir süre sonra sıkması).
Gamespot oyuncu notu: 8.8/10
Metacritic notu: 84/100
Benim notum: 7.5/10

11 Ocak 2012 Çarşamba

Just Shut Up and Drive 2

Buraya yazmakta çok geç kaldım ama her oyunumu blogdan da duyurma geleneğimi bozmuş olmayayım: Yeni (ama eski) oyunum Just Shut Up and Drive 2'yi buradan oynayabilirsiniz.


3 Ocak 2012 Salı

2011'in En İyileri Anketinin Sonuçları

Ankete katılan herkese teşekkür ederiz, cidden şahane listeler çıktı ortaya. Okurlarımızın zevkine şapka çıkarıyoruz ayrıca :) Listelerdeki madde sayısını ilk 15'le sınırlı tuttuk, ama anket boyunca 70 kitap, 65 film, 50 oyun ve 49 dizinin adı geçmiş. Tümünü görmek isterseniz, orijinal kayıttaki yorumları inceleyebilirsiniz. Oy dağılımları bir hayli ilginç, özellikle Game of Thrones'un diğer dizilere attığı fark öyle böyle değil. Oranlarla ilgili bir fikir vermesi açısından, her kategorinin ilk 10'u için tablolar da hazırladık. Buyrun:


26 Aralık 2011 Pazartesi

2011'in En İyileri

Duyduk duymadık demeyin, bu bir ankettir!

Bu senenin sonuna yaklaşırken pek yapmadığımız bir şey deneyelim dedik: Blogumuzun ilgili olduğu alanlardan (kitap, film, dizi, oyun) ilgilendiğiniz kategorilerde bu senenin en iyileri olduğunu düşündüğünüz eserleri 2 Ocak 2012 Pazartesi akşam saatlerine kadar yorumlara bırakın, biz de en çok puan alanları sıraya koyup listeyi oluşturalım ve 3 Ocak Salı günü yeni bir yazıda sizinle paylaşalım. Kısacası yılın en iyilerini sizin belirlemenizi istiyoruz.


21 Aralık 2011 Çarşamba

Kısa Kısa #4

(Incendies, Midnight in Paris, Lady Vengeance, In Time, Sleeping Beauty, Melancholia, One Day, Breaking Dawn)


16 Aralık 2011 Cuma

Kısa Kısa #3

(Oda, Telekız, Her Kadın Bir Rus Şaire Aşık Olur, Erken Kaybedenler, Herkes Herkesle Dostmuş Gibi, Veciz Sözler, Bizim Büyük Çaresizliğimiz, Sinek Isırıklarının Müellifi)


1 Kasım 2011 Salı

Mest of

Kasım ayı boyunca buralarda olmayacağız, bu arada uğrarsanız sıkılmayın diye iki yıllık blog arşivinden en sevdiğimiz kitap, film, dizi ve oyunların yazılarını, bir de en eğlenceli liste konularını seçtik. Umut kendi yazılarından seçti, ben kendiminkilerden. Okuyacak/izleyecek bir şeyler arayışındaysanız, işte Kediler ve Kitaplar olarak önerilerimiz:



31 Ekim 2011 Pazartesi

Veronica Mars'ı Neden Seviyorum

Gelmiş geçmiş en iyi dizilerden biri olan Veronica Mars'ı hâlâ izlemediyseniz, işte başlamak için birbirinden geçerli 15 neden:

1- Sıkıcı mı sıkıcı NCIS ve CSI'lardan geçilmeyen bir dünyada dedektifliği hem inandırıcı, hem karizmatik hem de eğlenceli gösteren, çok ama çok zekice bir dedektif dizisi olması
2- Mükemmel müzikleri
3- Pek bir hızlı akan olağanüstü komik diyalogları
4- Üç boyutlu, asla tamamen iyi ya da tamamen kötü olmayan, feci gerçekçi karakterleri
5- Süper kastı yetmezmiş gibi tadından yenmeyen konuk oyuncuları — Amanda Seyfried'den Alyson Hannigan'a, Charisma Carpenter'dan Lucy Lawless'a, Leighton Meester'dan Jane Lynch'e kimler kimler.


29 Ekim 2011 Cumartesi

Şahane Hatalar

Macera Tüneli serisini hatırlayan var mı? Benim çocukken en sevdiğim kitaplardandı, orijinal adı Choose your own adventure (kendi maceranı kendin yarat) olan serinin hikayeleri düz bir çizgide ilerlemez, bölümlerin sonunda önümüze yol ayrımları sürerdi; "Eğer kasabaya geri dönecekseniz sayfa 13'e, yarım saat daha etrafı kolaçan edecekseniz 47'ye geçin" gibi. Kararları okuyucu, yani biz verirdik ve serüvenimizin sonu buna göre biçimlenirdi - her kitabın en az 20 sonu olurdu. Geçen hafta kendi maceranı kendin yarat kitaplarının yetişkinler için olanını keşfedince çok sevindim çünkü süper çerez-eğlencelik görevi gören, üstelik çok kısa aralıklarla elinize alıp bırakabileceğiniz bir türe giriyor Şahane Hatalar. Konusuysa bir hayli ilginç: Hayat.

Birkaç yıl önce internette gezinirken Alter Ego isminde text-based ve online bir browser oyununa rastlamıştım. Tagline'ı "Ya hayatınızı tekrar yaşama şansınız olsaydı?" olan oyun "İşler birazcık farklı gitseydi yaşamınız nasıl olurdu diye merak ettiniz mi hiç?" sorusuyla açılıyor, bir dizi soru sorarak ilerliyordu - hem de sorular, daha annenizin karnında bir cenin olduğunuz zamandan başlıyordu. Verdiğiniz yanıtlar da siz çok da farkına varmadan karakterinizi ve yaşayacaklarınızı belirliyordu. İşte Şahane Hatalar, bildiğimiz Macera Tüneli kitaplarını alıp Alter Ego'yla birleştiriyor ve ortaya okuma şeklinize bağlı olarak 6 saatte de, 15 dakikada da bitirebileceğiniz 600+ sayfalık bir kitap çıkarıyor. Üstelik -kapağında yazdığı gibi "sayısız" ya da basında geçtiği gibi 150 olmasa da- tam 96 farklı sonu var (evet, üşenmedim saydım).

25 Ekim 2011 Salı

Interview with the Vampire

Yönetmen: Neil Jordan
Yazar: Anne Rice (senaryo ve roman)
Oyuncular: Brad Pitt, Tom Cruise, Kirsten Dunst, Antonio Banderas, Stephen Rea, Christian Slater
Tür: Dram|Fantastik
Yapım yılı: 1994
Süre: 123 dk.
Ülke: ABD
Dil: İngilizce
IMDb puanı: 7.5/10
Çavlan'ın puanı: 8/10
Umut'un puanı: 9/10

İnsanların hikayelerini kayda alan, şansı açık olduğunda bir gecede 3-4 kişiyle röportaj yaptığını söyleyen genç bir gazeteci, vampir olduğunu iddia eden ve hikayesini anlatmak isteyen gizemli görünümlü bir adamla tanışır ve onu boş, sıradan bir odaya kadar takip eder. Başlarda adamın gerçeklik algısında bir sorun olduğuna ve gerçek dünyada vampir diye bir şeyin olmadığına emindir, ama adının Louis olduğu anlaşılan bu adam 200 yıl önce, 1700'lerin sonlarında başlayan vampir olma/karanlığa doğma hikayesinin derinlerine indikçe inandığı her şey tepetaklak olacaktır.

Interview with the Vampire'ın yönetmen koltuğunda, The Crying Game'le büyük çıkış yapan İrlandalı yönetmen Neil Jordan oturuyor. Genelde hiç haz etmediğim bir aktör olan Tom Cruise, Lestat rolünde tam anlamıyla döktürüyor. Brad Pitt, Christian Slater ve İspanyol aksanı yer yer fazla ağır, ağdalı ve anlaşılmaz kaçsa da Antonio Banderas da çok iyi, ama bana kalırsa film çekildiği sırada 11 yaşında olan Kirsten Dunst nasıl olduğunu cidden bilmediğim bir şekilde "küçük bir çocuğun bedenine sıkışmış yaşlı kadın"ı seyircinin iliklerine kadar hissettirerek resmen sahne çalıyor diğer aktörlerden.

18 Ekim 2011 Salı

Nancy Drew Oyunları

Amatör olarak dedektiflik yapan, gizem üstüne gizem çözen genç bir kız olan Nancy Drew, 1930'lar ve 40'larda Carolyn Keene takma adı altında çeşitli gölge yazarlar tarafından maceraları yazılmış, bir sürü kitabın kahramanı olmuş kurmaca bir karakter. Kültürel bir ikon haline gelen ve yıllar boyunca hem dizileri hem de filmleri çekilen Nancy oyun dünyasına da sıçramış tabii ki; Her Interactive adlı firma, 1998 yılından beri Nancy Drew oyunları tasarlıyor. Şimdilik ortada yirmi dört oyun var (yirmi beşinci oyun Alibi In Ashes bu ayın sonunda çıkacak) ve son birkaç yıldır çıkan oyunların sadece PC değil, Mac versiyonları da bulunuyor. Adventure türüne giren ve her seferinde farklı bir yerde geçen bu oyunlarda oyuncu ortadaki gizemi çözmek için oradan oraya koşturup şüphelilerle konuşmak, ipuçlarını toplamak ve bolca puzzle çözmek zorunda.

Oyunların hedef kitlesi bildiğim kadarıyla teenager'lar, hatta 12-16 yaş arasındakiler (yani çocuğunuz ya da yeğeniniz için ona beyin cimnastikleri yaptıracak, içinde şiddet, kan, dövüş vb. olmayan bilgisayar oyunları arıyorsanız buldunuz, ancak oynayabilmesi için İngilizcesinin bayağı iyi olması gerekiyor). Yine de bu yaşımda hiç utanmadan oynuyorum Nancy Drew'ları, çünkü hikayenin tahmin edilebilirliği ve suçlunun çoğunlukla önceden anlaşılabilirliği bir yana, bazı puzzle'lar, özellikle senior detective modunda oynadığımda ciddi ciddi zorluyorlar beni. Evet bu oyunlara gerçek oyun muamelesi yapmak biraz zor; süreleri kısa, grafikleri ilkel, oyunları bitirmek (arada takılabileceğiniz belki birkaç bulmaca dışında) kolay ve hikayelerin bazı açılardan çocukça oldukları da doğru, ama iki oyun arasındaki boşlukta çok iyi gidiyorlar, çalışmak için çok düşük sistem gereksinimleri istiyorlar, iyi yazılmış diyaloglar, son derece iyi seslendirmeler ve ilginç karakterlerle dolular ve kesinlikle küçük gri hücrelerinizi bol bol çalıştıracak puzzle'lar sunuyorlar.

11 Ekim 2011 Salı

ON8 Kitapları

ON8, çocuk kitapları yayınlayan Günışığı Kitaplığı'nın yeni markası olarak geçen ay 3 kitapla birlikte yayın hayatına başladı. Yurtdışında Young Adult (Türkçeye birebir çevirince "genç yetişkin" oluyor ama bana çok anlamlı gelmiyor, o yüzden "ilkgençlik" diyorum) olarak adlandırılan alanda kitaplar yayınlamak üzerine kurulan ON8, bana göre çok güzel bir iş yapıyor çünkü Türkiye'de ilkgençlik kitapları ne yazılıyor, ne de dünya edebiyatından örnekleri çevriliyor -her yere yayılmış olan o korkunç romantik vampir kitaplarını saymazsak elbet, ki saymayalım.

Kırmızı Başlıklı Kız Ağlıyor (Beate Teresa Hanika)
Ensesti, çocuk istismarını ve cinsel tacizi merkeze alan roman, 13 yaşındaki Malvina'nın ağzından yazılmış. Arka planda kendini çok da belli etmeden ilk aşkını yaşıyor Malvina, ama bu ilk aşk büyükbabanın tacizinin gölgesinde kalıyor. Malvina ne kadar konuşmak istese de asla bağıramıyor, kısık sesini de kimse duymuyor ya da duymayı "seçmiyor", ne Malvina'yı her gün büyükbabasını ziyaret etmek zorunda bırakan babası, ne ilgisiz annesi, ne güya iyi anlaştığı ağabeyi, ne de -ölüp gitmeden- torununu pek bir sever görünen babaannesi. Malvina'nın yaşadıklarından utanç duymamayı ve yüksek sesle bağırmayı öğrenmesi çok zaman alıyor, ama nihayet bağırdığında ablası, erkek arkadaşı, en yakın arkadaşı ve dedesinin göçmen komşusu sesini duyuyor. Duyacak birileri mutlaka oluyor.

7 Ekim 2011 Cuma

The Binding Of Isaac


Super Meat Boy, Gish, Aether gibi oyunların yaratıcısı Edmund McMillen’ın yeni oyunuyla Steam’de bir anda karşılaşınca şaşırdım çünkü yapımı yanılmıyorsam iki yıl süren ve gelmeden önce bir çok yerde haber olmuş Super Meat Boy’a göre gelişini hiç duymadığım bir oyun oldu bu. Önceki yazılarımdan hatırlayanlar olabilir, McMillen’ın oyunları her zaman kendine has bir havası olan, işlediği temalarla uçlarda gezinen ve her yaşa uygun olmayan, tartışmaya açık oyunlar. Bunun yanında oyun oynama keyfini de konu uğruna baltalamayan, süper eğlenceli oyunlar yapmayı başarıyor hep, ona hayran olmadığımı –ve kıskanmadığımı- söylesem yalan olur açıkçası.

Tabii çoğu insan onu Super Meat Boy’la tanıyor ama benim en az favori oyunum da o, sanırım bu konuda en büyük etken, platformer çok sevmemem ve hala PC oyunlarını daha büyük heyecanla bekliyor olmam. The Binding of Isaac hem beni bu konuda mutlu etti (oyun PC ve Mac için downloadable olarak $4.99'a Steam’den satılıyor, almak için tıklayın) hem de gameplay olarak platformerlara göre çok daha fazla sevdiğim Zelda benzeri rogue-like bakış açısı ve oynanış stili sunuyor.

4 Ekim 2011 Salı

The Tree of Life

Yönetmen: Terrence Malick
Yazar: Terrence Malick
Oyuncular: Brad Pitt, Jessica Chastain, Hunter McCracken, Sean Penn
Tür: Dram
Yapım yılı: 2011
Süre: 139 dk.
Ülke: ABD
Dil: İngilizce
IMDb puanı: 7.6/10

Cannes'da Altın Palmiye almış olan The Tree of Life kapkaranlık bir sinema salonunda, tek başınıza ve trans halinde film izlemeye hazır bir modda değilseniz izlemesi zor bir film, kısa ve öz. Film, anne rolündeki Jessica Chastain ve baba rolündeki Brad Pitt'in çocuklarından birinin ölümünün haberini almalarıyla başlıyor. Ardından yıllar sonrasına, günümüze yakın sayılabilecek bir zamana geçiş yapıyor ve hâlâ kardeşinin ölümünü kabullenmeye çalışan evin en büyük çocuğunun büyüyüp adam olmuş halini canlandıran Sean Penn görünüyor ekranda birkaç dakika. Bundan sonra ise big bang'le başlayıp ilk canlının ortaya çıkışına kadar ciddi ciddi evrenin evrimini gösteren minimum diyaloglu görüntüler montajı geliyor ve yarım saate yakın sürüyor. Ancak ondan sonra çocuğun ölümünden öncesine gidiyor ve bu üç çocuklu aileye dair başta rastgele gibi duran klipler göstermeye başlıyor bize film. Ana tema, evin babasıyla üç oğlan çocuğunun, bilhassa en büyük çocuğun arasındaki sevgi-nefret ilişkisi. İsimler ve ilişkiler bize açıklanmıyor, kimin neyin nesi olduğunu görüntüler yoluyla anlıyoruz. Bolca yakın plan yüzleri, rüzgarda uçuşan beyaz perdeleri, ıslak yeşil çimenleri ve ağaçların arasından "tanrının yaşadığı" gökyüzünü görüyoruz. Filmin adında geçen ağacın gerçek zamanlı olarak büyümesini izliyormuşuz gibi hissettiğimiz anlar da olmuyor değil.

1 Ekim 2011 Cumartesi

Fragman Bombardımanı

Aslında bu kayıt daha çok bir deneme işlevi görüyor, Blogger'a video yüklemeyi yeni keşfettim de :) İşte şu ara merakla beklediğim filmlerin fragmanları:


(The Dark Knight Rises - Yönetmen: Christopher Nolan, Oyuncular: Christian Bale, Joseph Gordon-Levitt ve Gary Oldman, Tür: Aksiyon|Suç|Dram, Ülke: ABD|İngiltere, Vizyon tarihi: 27 Temmuz 2012)

31 Ağustos 2011 Çarşamba

En İyi 25 Distopik ve Post-Apokaliptik Film


Karanlık, anti-ütopik bir gelecekte (ya da hayalî bir dünyanın apayrı bir zaman çizgisinde) geçen her filmi distopya türüne dahil edebiliriz. Distopik filmler kendi içlerinde kültürel, apokaliptik, post-apokaliptik, sahte-ütopik, totaliter, siberpunk ve kim bilir daha neler neler olarak alt-türlere ayrılıyor, ama bana fazlasıyla kafa karıştırıcı geldikleri için film açıklamalarında onlara hiç girmiyor, distopik diyor ve bırakıyorum. Post-apokaliptik filmlerse çoğu zaman distopyanın bir alt türü olarak zaten distopik filmler kategorisine giriyor ama her zaman değil, başlıkta ayrıca belirtmem bu nedenden. (Nükleer ya da çevresel bir felaket, salgın hastalık ya da herhangi bir olağanüstü durum sonucu yok olmuş bir medeniyetten sonra yaşananları anlatıyorsa, o film post-apokaliptir.)

Seçtiğim filmlerin kendi içlerinde bir sıralamaları yok, 50 yıl arayla çekilmiş iki filmi karşılaştırmak çok mantıklı gelmiyor bana çünkü. Filmler kronolojik sırada (yani çekildikleri yıla göre, eskiden yeniye) görünüyorlar. Bunlar doğal olarak benim kişisel favorilerim, siz de kendi distopik film favorilerinizi yazının altındaki yorum kısmında belirtirseniz ortaya şık bir anket çıkmış olur!

30 Ağustos 2011 Salı

Dünyanın En Subjektif Listesi


Eh, başlıkta biraz abartmış olabilirim, sonuçta her liste sadece hazırlayanı bağlar tabii, ama bu liste şimdiye kadar yaptıklarım arasında en bir subjektif olanı sanki -mesela Tarantino'nun filmlerinden Kill Bill'i alıp da Pulp Fiction'ı dışarıda bırakmış olmama kaç kişi katılır ki? Bu listede sevdiğim yönetmenlerden hâlâ film çeken 20 tanesinin en sevdiğim 3'er filmini bulacaksınız gönül dostları. Filmler sevilme sıralarına göre dizililer ama yönetmenler alfabetik sırada.