10 Ocak 2014 Cuma

Farklı Kültürlerden Tercüme Edilemeyen Sözcükler


Waldeinsamkeit (Almanca)

Ormanda tek başına, doğaya yakın ve yalnız olma hissi.

19 Kasım 2013 Salı

Yeni Oyun: Madville

Uzun bir aradan sonra nihayet yeni oyunumu bitirdim. Eğer deli bir adamın dünyayı kurtarış hikayesini kendi ağzından dinlerken binbir çeşit yaratığa karşı koyduğu ilginç maceraya atılmak istiyorsanız, oynamak için buradan alalım sizleri.


29 Ekim 2013 Salı

29 Eylül 2013 Pazar

The Borgias


Rönesans döneminde papa olmak nasıl bir şey merak etmiş miydiniz? Kabul ediyorum, bu kadar spesifik sorunca evet cevabı veren çok olmayabilir ama soru sorulduktan sonra bence merak etmemek mümkün değil. Hem sıradan bir papanın değil, tarihe geçmiş belki de en tartışmalı papa olarak bilinen Alexander VI, yani gerçek adıyla Rodrigo Borgia ve onunla birlikte ismi cinayet, hırsızlık, tecavüz, rüşvet ve ensest gibi kavramlarla anılan ailesinin hikayesi bu.

19 Eylül 2013 Perşembe

Ruby Sparks

Yönetmen: Jonathan Dayton, Valerie Faris
Yazar: Zoe Kazan
Oyuncular: Paul Dano, Zoe Kazan ve Chris Messina
Tür: Komedi|Fantastik|Romantik
Yapım yılı: 2012
Süre: 104 dk.
Ülke: ABD
IMDb puanı: 7.1/10


Calvin Weir Fields, 19 yaşında yazdığı ilk romanıyla çok satanlar listesini alt üst etmiş ve birdenbire edebiyat dünyasının gözlerini üzerine çekmeyi başarmıştır. Gel gör ki, kendisi oldukça içe kapanık biridir esasında ve bu beklenmedik popularite onu oldukça bunaltmaktadır. Hayranları ve yayıncısı onun yeni kitabının ne zaman çıkacağını merakla bekleyip bu arada onu da gördükleri yerde sıkıştırmayı ihmal etmezken, o bu anları minimuma indirebilmek için olabildiğine içine kapanmıştır. Ayrıca ikinci romanına henüz başlayamadığı gibi içinden tek kelime yazmak da gelmiyordur.


Bu sırada rüyalarında bir kız görmeye başlar ve ona aşık olur. Bu kız gerçek hayatta karşılaştıklarından farklıdır ve onu çok etkilemiştir. Bunu terapistiyle paylaşır, o da kendisine bu konuda yazılı bir ödev verir gelecek sefere geldiğinde getirmesi için. Calvin de oturup Ruby’i, yani rüyalarının kızını kağıda dökmeye başlar böylece. Ta ki bir gün uyanıp, Ruby’nin ta kendisini evine yerleşmiş ve onunla yaşıyorken buluncaya kadar.

11 Eylül 2013 Çarşamba

Gone Home


Oyun türü: Adventure, Exploration
Çıkış tarihi: 15 Ağustos 2013
Platform: PC, Mac, UNIX
Artıları: Güçlü (ve son derece gerçekçi) hikaye, o hikayenin ortama serpiştirilmiş ipuçları ve sesli anlatımla çok güzel biçimde sunulması, ergenlik çağında yaşananların ve bir de üstüne 90'ların havasının çok iyi yakalanmış olması.
Eksileri: Fiyatı. Topu topu 2-3 saat süren bir oyun için 20 dolar biraz fazla.
Gamespot notu: 9.5/10
IGN notu: 9.5/10
IGN oyuncu notu: 7.7/10
Benim notum: 8/10

6 Eylül 2013 Cuma

The Americans


Siz de benim gibi uzun süredir devam eden ve şu günlerde finallerine doğru ilerleyen Dexter ve Breaking Bad’in bitmesiyle oluşacak boşluğun acısını dindirecek yeni bir güçlü dizi arayışı içindeyseniz, size bir önerim var.

The Americans, Sovyetler Birliği’nin henüz dağılmamış olduğu ve soğuk savaşın devam ettiği 1980’ler ABD’sinde geçiyor. Reagan’ın başkanlığının ilk dönemine denk gelen ve ilişkilerin gergin olduğu bu dönemde KGB (bilmeyen varsa Rusların gizli istihbarat örgütü), aynı CIA’in Sovyetler birliği’nde yaptığı gibi, karşı tarafta olan gelişmeleri ülkesindeki kurumlara bildirmek ve gerekirse orada aktif olarak operasyonlar düzenlemek üzere ajanlarını ABD’ye gizli gizli sızdırmakta. Yalnız bu KGB ajanların bazıları diğerlerine kıyasla çok daha özel bir şekilde hazırlanarak, çok daha uzun bir süre için oraya gönderilmekte: Onların görevi oraya yerleşmek ve standart bir Amerikan ailesi gibi yaşamaya başlamak.

28 Ağustos 2013 Çarşamba

Before Sunrise, Sunset & Midnight


20'li yaşlardaki Amerikalı Jesse (Ethan Hawke), uzun bir Avrupa yolculuğunun son durağında, bir Eurail treninde, Fransız öğrenci Celine (Julie Delpy) ile tanışır ve sohbete koyulur. Tren Viyana'da durduğunda Jesse, Celine'e Paris'e devam etmek yerine onunla birlikte trenden inmesi, ertesi günkü uçağının kalkış saatine kadar ona arkadaşlık etmesi teklifinde bulunur, Celine de kabul eder. Birlikte Viyana sokaklarında hayatları boyunca unutamayacaları bir gece geçirirler.

1995 yılında çekilmiş filmin büyük kısmı, Celine ve Jesse arasındaki -bir kısmı doğaçlama havası veren- konuşmalarla geçiyor. Filmin yazar ve yönetmeni Tape, Dazed and Confused ve Waking Life gibi filmlerin yönetmeni Richard Linklater olunca, iki karakter arasında geçen güçlü diyalogların doğallığı ve gerçekçiliğine şaşmamak lazım. İkili politikadan, tarihten, aşktan ve cinsellikten bahsede bahsede sokakları arşınlarken birbirlerine aşık oluyorlar, biz de hem gezindikleri şehre, hem de tüm kusurlarına rağmen onlara aşık oluyoruz.

22 Ağustos 2013 Perşembe

Aynı Yıldızın Altında & Eğer Yaşarsam

Aynı Yıldızın Altında, 16 yaşındaki Hazel Grace Lancaster'ın bakış açısından kaleme alınmış. Hazel 4. evre tiroid kanseri. Teşhis edildiğinde kanser akciğerine metastaz yapmış bile, ama henüz deneme aşamasındaki mucizevi (cidden mucizevi, gerçek hayatta olmayan) bir ilaç sayesinde ciğerlerindeki tümörlerin büyümesi durdurulmuş. Durumu terminal, ama zamanı var ve her yere taşıdığı oksijen tüpü sayesinde günlük hayatını idame ettirebiliyor.

Hazel, zoraki katıldığı destek grubunun bir seansında, bir bacağını kemik kanserine kurban vermiş Augustus Waters'la tanışıyor. Ve evet, bu iki kanserli ergen birbirine aşık oluyor ve birlikte maceralara yelken açıyorlar, falan filan. Buraya kadar kulağa şu okuyucusunu ağlatmaya bayılan, gereksiz yere içinize bir ağırlık oturtan duygu sömürüsü dolu bir roman gibi gelmiş olabilir. Ama öyle değil. Çok çok farklı hatta. Ben mesela bu kitabı ilk kez kanser tedavisi gören babamın yanında hastanede kalırken okumuştum. Mazoşist olduğumdan değil, sadece başladıktan sonra bırakamamıştım ve kahramanlarının akıbeti düşünülecek olursa çok tuhaf ama, bana bir nevi umut veren bir kitap olmuştu Aynı Yıldızın Altında. (Aylar sonra Türkçeye çevirilince tekrar okudum ve hemen hemen aynı şeyleri tekrar hissedebildiğime şaşırdım.) Tipik trajik kanser romanlarına hiç mi hiç benzemiyor ve son tahlilde kanser hakkında bir kitap değil, ölüm hakkında da değil. Evet bu iki temaya da bolca rastlamak mümkün, ama karakterler kadar önemli değiller. Ve karakterler de, uzun süre aklınızdan çıkmayacak kadar "canlı" ve muhteşem karakterler. Ağlatmadığını söyleyemeyeceğim, ama ağlatırken aynı anda deli gibi güldürebilen (ve etrafınızdakilerin size garip garip bakmasına neden olan) ender kitaplardan olduğu da bir gerçek. Bir ilkgençlik romanı olmasına rağmen, bir yetişkin olan bendenizi fena etkilemiş bir kitap ayrıca.