
7 Nisan 2013 Pazar
6 Mart 2013 Çarşamba
The Walking Dead: The Game

The Walking Dead’in çizgiromanını okumamış olsam da, dizisi çıktığında ilk sezonu izlemiş, senaryosundan pek heyecan alamadığım için bırakmıştım. Tabii ilerleyen bölümlerde değişmiş olabilir ama benim hatrımda kalan, ekranda güneyli aksanıyla konuşan iki boyutlu karakterlerin (bir yanda beyaz atlı şövalyeler, diğer yanda Laff-A-Lympics’ten çıkmış gibi duran gerçek kötüler) birbirine saydırmasıyla geçen sıkıcı dakikalardı. Sevenleri alınmasın, renkler ve zevkler hadisesi. Esasında dizinin yapmaya çalıştığı şeyi heyecan verici bulmuştum, felaketin kendisinden çok yaşama savaşı verenlerin zor anlarda ortaya çıkan gerçek yüzleri ve birbirleriyle olan ilişkilerini izlemek ilgi çekici olacağı için (ve biraz da Battlestar Galactica’nın müziklerini yapan Bear McCreary’nin müzikleri yapıyor olmasının gazıyla) başlamış, ve ne yazık ki hayal kırıklığı eşliğinde 2. sezona devam etmekten vazgeçmiştim.
4 Mart 2013 Pazartesi
Güvenli Yerlere Çıkan Yollar
Zihnimizin sahip olduğu en büyük beceri belki de acıyla başa çıkmak. Klasik yaklaşım bize herkesin ihtiyacı doğrultusunda geçtiği dört kapı olduğunu gösterir.Birinci kapı uykudur. Uyku bize dünyadan ve onu dolduran tüm acılardan kaçabileceğimiz bir sığınak sağlar. Bir insan ağır yaralandığı zaman genellikle kendinden geçer. Aynı şekilde travmatik haberler alan birinin bayıldığı olur. Zihin ilk kapıdan işte böyle geçerek kendini acıdan korur.
İkinci kapı unutmaktır. Bazı yaralar kısa zamanda kapanamayacak, hatta belki de asla iyileşemeyecek kadar derindir. Ayrıca bazı anılar o kadar azap vericidir ki, onlara alışmak mümkün değildir. "Zaman tüm yaraları iyileştirir" sözü yanlıştır. Zaman çoğu yarayı iyileştirir. Geri kalanlar bu kapının ardında saklıdır.
Üçüncü kapı deliliktir. Bazen insanın aklı öyle bir darbe alır ki kendini delilikte saklar. Bu ilk bakışta faydalı gözükmese bile öyledir. Gerçekliğin acıdan başka bir şey getirmediği zamanlar vardır ve bu acılardan sakınmak için zihnin gerçekliği geride bırakması gerekebilir.
Dördüncü kapı ölümdür. Son sığınak. Öldükten sonra bizi hiçbir şey incitemez. Ya da en azından bize öyle söylenir.
(Rüzgârın Adı, s. 145)
Yazan:
Çavlan
Kategoriler:
Alıntı,
Dünya Edebiyatı,
Edebiyat,
Fantastik Edebiyat,
Kralkatili Güncesi,
Patrick Rothfuss
19 Şubat 2013 Salı
Girls

Şu an ikinci sezonunun ortalarında olan HBO'nun hit dizilerinden Girls, üçüncü sezon onayını çoktan aldı, Altın Kürelerde de En İyi Komedi ödülünü kaptı. Dizinin yaratıcısı, Lena Dunham isimli genç mi genç bir yetenek. Dunham aynı zamanda başrolde oynuyor, çoğu bölümü de tek başına yazıp yönetiyor. Yapımcılardan bir diğeri, Superbad, Knocked Up, 40 Year Old Virgin ve Bridesmaids komedilerinin arkasındaki adam, yeni Amerikan komedisinin en önemli isimlerinden birisi haline gelmiş olan Judd Apatow.
5 Şubat 2013 Salı
Django Unchained
Yönetmen: Quentin Tarantino
Yazar: Quentin Tarantino
Oyuncular: Jamie Foxx, Christoph Waltz, Leonardo DiCaprio, Samuel L. Jackson
Tür: Macera|Dram|Western
Yapım yılı: 2012
Süre: 165 dk.
Ülke: ABD
IMDb puanı: 8.6/10
Yazmayalı yine uzun zaman oldu, o yüzden Quentin Tarantino’nun son filmi Django Unchained’i izledikten hemen sonra etkisi geçmeden yazıp paylaşmak istedim. Bu arada merak edenler için: film sinemalarda Zincirsiz ismiyle oynuyor, gişe görevlisinden bileti isterken henüz filmi izlemediği için Django’yu nasıl telaffuz edeceğini bilmeyen bizleri kurtarmışlar (Orijinal Django’yu izleyenleri saymazsak tabii).
Film köleliğin yasalar nezdinde kaldırılmasıyla çıkacak olan Amerikan İç Savaşı'ndan 2 sene önce geçiyor. Kahramanımız Django (Cango diye okuyoruz), o dönem Amerika kıtasındaki her siyah gibi köle olarak onu parasıyla satın almış olan beyazların emrinde kullanılmakta, ta ki bir gün yolu Dr. King Schultz ile kesişinceye kadar. Doktor Schultz (ki kendisini Inglourious Basterds’tan tanıdığımız ve sevdiğimiz Avusturyalı aktör Christoph Waltz oynuyor) nazik, açık görüşlü ve her haliyle alışılmadık bir ödül avcısı, kanun tarafından aranan kişileri öldürerek parasını kazanmakta. O noktada aradığı kişilerin neye benzediğini bilmediği için, onları eski çalıştığı çiftlikten tanıyan Django’yu satın alıyor ve sonrasında onu serbest kılarak iş birliği teklif ediyor. Django da bu teklifi seve seve kabul ediyor. Sonrasında ikilimizin kanları birbirine ısınıyor, maceramız ödül avcılığını aşıp bir intikam (hatta sevgi?) hikayesine dönüşüyor.
Yazar: Quentin Tarantino
Oyuncular: Jamie Foxx, Christoph Waltz, Leonardo DiCaprio, Samuel L. Jackson
Tür: Macera|Dram|Western
Yapım yılı: 2012
Süre: 165 dk.
Ülke: ABD
IMDb puanı: 8.6/10
Yazmayalı yine uzun zaman oldu, o yüzden Quentin Tarantino’nun son filmi Django Unchained’i izledikten hemen sonra etkisi geçmeden yazıp paylaşmak istedim. Bu arada merak edenler için: film sinemalarda Zincirsiz ismiyle oynuyor, gişe görevlisinden bileti isterken henüz filmi izlemediği için Django’yu nasıl telaffuz edeceğini bilmeyen bizleri kurtarmışlar (Orijinal Django’yu izleyenleri saymazsak tabii).
Film köleliğin yasalar nezdinde kaldırılmasıyla çıkacak olan Amerikan İç Savaşı'ndan 2 sene önce geçiyor. Kahramanımız Django (Cango diye okuyoruz), o dönem Amerika kıtasındaki her siyah gibi köle olarak onu parasıyla satın almış olan beyazların emrinde kullanılmakta, ta ki bir gün yolu Dr. King Schultz ile kesişinceye kadar. Doktor Schultz (ki kendisini Inglourious Basterds’tan tanıdığımız ve sevdiğimiz Avusturyalı aktör Christoph Waltz oynuyor) nazik, açık görüşlü ve her haliyle alışılmadık bir ödül avcısı, kanun tarafından aranan kişileri öldürerek parasını kazanmakta. O noktada aradığı kişilerin neye benzediğini bilmediği için, onları eski çalıştığı çiftlikten tanıyan Django’yu satın alıyor ve sonrasında onu serbest kılarak iş birliği teklif ediyor. Django da bu teklifi seve seve kabul ediyor. Sonrasında ikilimizin kanları birbirine ısınıyor, maceramız ödül avcılığını aşıp bir intikam (hatta sevgi?) hikayesine dönüşüyor.
24 Aralık 2012 Pazartesi
En İyi 25 Kara Komedi

Listeye geçmeden önce minik bir duyuru: bloga e-mail yoluyla abone olarak artık yeni yazılardan haberdar olabiliyorsunuz. Bunun için ana sayfada sol tarafta, "sevip saydığımız bloglar"ın hemen üstündeki kutucuğa e-posta adresinizi yazıp abone ol butonuna tıklayabilir ya da şu linki açıp adresinizi oraya girebilirsiniz. Gelecek onaylama mail'indeki linke de tıklayınca, aboneliğiniz etkinleşmiş olacak ve bundan sonraki güncellemeler e-posta adresinize düşecek.
Yazan:
Çavlan
13 Aralık 2012 Perşembe
Rahatsız Edici 20 Film

İnsanı şöyle iyice bir huzursuz eden, göğsüne bir ağırlık oturtan, tadını ve keyfini kaçıran, yüzüne tokat gibi çarpan, hatta yer yer midesini kaldıran ve ekrana bakmasını engelleyen, bittikten sonra da pek çok çerez filmin aksine aklından uçup gitmeyen, iz bırakan filmlerden seçmeler yaptım bu listede. Yalnız filmleri -türleri ve rahatsız etme yöntemleri başka başka olduğundan- rahatsız ediciliklerine göre sıralayabilmem mümkün olmadı, sevme sırama göre sıraladım bu nedenle.
9 Aralık 2012 Pazar
23 Kasım 2012 Cuma
Kısa Kısa #11 (Kitap Fuarı Özel)
İlk defa okuduğum değil de okuyacağım kitaplar hakkında bir yazı yazacağım burada, nasıl olacak acaba? Bunlar Tüyap'tan aldığım ve önümüzdeki haftalarda büyük bir hevesle okuyacağım kitaplar oluyor -bu arada fuara son gelişimiz birkaç sene önceydi ve Umut orada karşılaştığı çileli müşteriler üzerine şu linkte bir hayli eğitici ve güldürücü bir yazı yazmış idi. Onu geçemeyeceğimi bildiğimden, kendi yazımı minik kitap tanıtımlarıyla sınırlı tutmaya karar verdim. Bir de çocuk kitapları yayımlayan dini yayınevlerinin ne kadar ama ne kadar artmış olduğuna ve hafta içi fuara sınıflarını olduğu gibi gönderen okullar sayesinde Tüyap'ın çığlıklarla dolu adım atılmaz bir çocuk bahçesine döndüğüne dair gözlemimi sıkıştırayım araya. Sevgili Judy'nin yöntemini izleyerek (zaten bu yazıya da ondan özendim) aldığım kitapları yayınevlerine göre grupluyorum. Kitapların adlarına tıklayınca, yayınevinin web sitesine, ilgili kitabın sayfasına gidiliyor. Buyrunuz, iş bu seneki fuarın ganimetleri:
YKY



YKY



Yazan:
Çavlan
Kategoriler:
David Foster Wallace,
Dünya Edebiyatı,
Edebiyat,
Etgar Keret,
George R. R. Martin,
Hikmet Hükümenoğlu,
Joyce Carol Oates,
Julie Otsuka,
Ketil Bjørnstad,
Kısa Kısa,
Kitap Fuarı,
Oya Baydar,
Patrick Rothfuss,
Per Petterson,
Perihan Mağden,
Salvador Plascenia,
Türk Edebiyatı,
Tüyap,
Yalçın Tosun,
Şükran Yiğit
6 Kasım 2012 Salı
Hotline Miami

Nasıl ki bazı müzikleri uzun yolda arabayla giderken dinlemek, bazılarını ise uyumaya yakın karanlıkta dinlemek güzeldir; oyunların da bazıları karanlıkta ve pür dikkat oynamak için yaratılmış oluyor sanki. Hotline Miami de öyle bir oyun işte, başka hiçbir oyuna benzetemediğim, gözlerinizi sulandırıp başınızı döndürebilen, insanda halüsinatif ilaç almış etkisi yaratan bir havası var. İnsanı içine çeken bu garip dünyanın üstüne inanılmaz zevkli oynanış da eklenince, şans eseri bulduğum bu oyun benim için bu senenin cevherlerinden oldu.
Ne olur ne olmaz belirteyim, aşırı vahşet içeren bir oyun, o yüzden rahatsız olacaklar veya yaşı yetmeyenler okumasın/oynamasın. Bunun yanında Hotline Miami, herkese yönelik olma amacı taşıyan bir oyun değil zaten, grafik tarzından başlayıp aşırı derecede yüksek olan zorluk seviyesine kadar uzanan, çoğu kişinin alıştığı normların dışına düşen özellikleri var. Bir nevi arkadaşınızın cd’leri arasında bulduğunuz o garip kapaklı, ilk dinleyişte anlamlandıramadığınız fakat sonradan dinleyince bağımlılık yapan sıradışı punk albümüne benziyor Hotline Miami.
18 Ekim 2012 Perşembe
Perfume: The Story of a Murdeder
Yönetmen: Tom TykwerYazar: Andrew Birkin, Bernd Eichinger ve Tom Tykwer (senaryo), Patrick Süskind (roman)
Oyuncular: Ben Whishaw, Alan Rickman, Rachel Hurd-Wood ve Dustin Hoffman
Tür: Dram|Fantastik
Yapım yılı: 2006
Süre: 147 dk.
Ülke: Almanya|Fransa|İspanya|ABD
Dil: İngilizce
IMDb puanı: 7.5/10
Çavlan'ın puanı: 8/10
Umut'un puanı: 8.5/10
Patrick Süskind'in Koku'sunu okuyalı yıllar oldu ama romanı (sadece genel hatlarıyla da olsa) hatırlıyorum, özellikle de bende uyandırdığı hisleri. Bu nedenle bir sinema uyarlaması olduğunu ilk duyduğumda biraz önyargılı yaklaştım; kitaptaki en önemli şey -adı üzerinde- kokuyken, kokulara dair birbirinden etkileyici tasvirlerin sinema diliyle, ses ya da görüntü yoluyla aktarılabilmesi imkansıza yakın değil de neydi? Ama bir şekilde yapmayı başarmış bunu bu film. Kusursuz bir uyarlama değil, hikayenin ve karakterlerin derinliğiyle hikayenin mitolojik kısımları uçmuş gitmiş, yani "kitabı mı okuyayım, filmini mi izleyeyim?" diye sorsanız kesinlikle önce kitap derim, yine de eli yüzü düzgün bir uyarlama bana göre. Beni en çok rahatsız eden -bu tür filmlerde genelde olduğu gibi- olayların Fransa'da geçmesine, karakterlerin de Fransız olmasına rağmen, filmin İngiliz aktörlerle çekilmesi, karakterlerin aralarında İngilizce konuşmaları oldu. Ama bu bir Fransız prodüksiyonu olsaydı Alan Rickman kadroda olamazdı diyip fazla kurcalamadan bırakmak en iyisi belki de.
Yazan:
Çavlan
Kategoriler:
Avrupa Filmleri,
Film İncelemeleri,
Patrick Süskind,
Roman Uyarlamaları,
Sinema,
Tom Tykwer
15 Ekim 2012 Pazartesi
Sefa Sepeti'nin Yeni Sahibi
Bir önceki yazıda bahsettiğimiz çekiliş sonuçlandı! Yazıyı yeni yorumlara bu sabah kapattık – 3. yılımızı kutladığımız yazıya gelen yorum sayısının 333 (3-3-3!) olması da ayrı bir hoşluk kattı için içine.
Sefa sepetini kazanan, 65. yorumun sahibi hayal-et oldu, tebrik :) Sevgili hayal-et, iletişim bilgilerinizi en kısa zamanda kedilervekitaplar@gmail.com adresine gönderin lütfen ki paketinizi hemencecik kargoya verebilelim.
Çekilişe katılan herkese güpgüzel yorumları için çok ama çok teşekkür ederiz!
Sefa sepetini kazanan, 65. yorumun sahibi hayal-et oldu, tebrik :) Sevgili hayal-et, iletişim bilgilerinizi en kısa zamanda kedilervekitaplar@gmail.com adresine gönderin lütfen ki paketinizi hemencecik kargoya verebilelim.
Çekilişe katılan herkese güpgüzel yorumları için çok ama çok teşekkür ederiz!
3 Ekim 2012 Çarşamba
Sefa Sepeti Hediyesi
Bugün Kediler ve Kitaplar'ın 3. doğum günü! Artık tam 3 yaşındayız ve her ne kadar son zamanlarda biraz tembellik, biraz da blogger'ın bize zorla dayattığı yeni arayüzün korkunçluğu ve saç baş yolduran bozuk kodları nedeniyle burayı güncel tutmak konusunda pek başarılı olamamış olsak da, 3. yaşın kutlamayı pek bir hak ettiğini düşündük. Bu kutlama da, çekiliş yoluyla belirlenecek bir okuyucumuza bir hediye paketi göndermek olacak.
5 kitap ve 5 film dvd'sinden oluşan hediyeler şunlar:
5 kitap ve 5 film dvd'sinden oluşan hediyeler şunlar:










1 Ekim 2012 Pazartesi
Wicked Rider
Yeni oyunum nihayet yayında. Wicked Rider önceden yaptığım yarış oyunlarına benzer bir şekilde, tarz olarak Amiga/DOS zamanının retro yarış oyunlarının tarzında bir motosiklet yarışı oyunu. Yasadışı yarışlardan para kazanıp hem yeni pistlerde yarışmaya hak kazanmaya çalışırken, hem de motosikletimizi geliştirebiliyorsunuz. Oyunda aynı zamanda bize meydan okuyan rakiplerle iddiaya girip daha fazla kazanmamız (veya kaybetmemiz) mümkün.
Yazan:
Umut
Kategoriler:
Ketil Bjørnstad,
Online Oyunlar,
Oya Baydar,
Oyun,
Umut'un Oyunları
13 Ağustos 2012 Pazartesi
2000'lerin En İyi 20 Dizisi
[Revised & Revisited. Bu listeyi ilk olarak iki buçuk yıl önce hazırlamıştım ama geçen hafta o yazıya denk gelince favorilerime ne kadar çok yeni dizinin giriş yaptığını, bazı dizilerin son sezonlarında sıçıp sıvayınca nasıl da listenin dışına düşmüş olduklarını, kalan dizilerin de eski sıralamalarının nasıl değiştiğini fark edip yeni bir liste yapmadan duramadım. Her liste gibi bu da kişisel ve hazırlayan kişinin gayet subjektif zevklerini yansıtıyor tabii ki. İlk hali için: 2000'lerin En İyi 20 Dizisi]
1. Game of Thrones

Tür: Fantastik|Dram
Yayın tarihi: 2011 - ... (2. sezonu bitti, tatilde)
Yaratıcı: George R. R. Martin'in kitap serisinden David Benioff ve D.B. Weiss
TV.com puanı: 8.9, IMDb puanı: 9.4
1. Game of Thrones

Tür: Fantastik|Dram
Yayın tarihi: 2011 - ... (2. sezonu bitti, tatilde)
Yaratıcı: George R. R. Martin'in kitap serisinden David Benioff ve D.B. Weiss
TV.com puanı: 8.9, IMDb puanı: 9.4
Yazan:
Çavlan










