15 Mayıs 2011 Pazar

Unknown

Yönetmen: Jaume Collet-Serra
Yazar: Oliver Butcher & Stephen Cornwell (senaryo), Didier Van Cauwelaert (roman)
Oyuncular: Liam Neeson, Diane Kruger, January Jones
Tür: Aksiyon|Dram|Gizem
Yapım yılı: 2011
Süre: 113 dk.
Ülke: ABD
IMDb Puanı: 7.2/10
Metacritic puanı: 56/100
Çavlan'ın puanı: 6/10
Umut'un puanı: 7/10

Karısıyla beraber bir konferansa katılmak için Berlin'e gelen Amerikalı Doktor Martin Harris (Liam Neeson), otele girmek üzereyken evrak çantasını ve pasaportunu havaalanında unuttuğunu fark eder ve bir taksiye atlayıp havaalanına doğru gerisingeri yola koyulur, o arada oluşan karışılıkta da resepsiyona çoktan varmış olan karısına ne yaptığını açıklayacak fırsat bulamaz. Kadına telefonla ulaşmaya çalışırken bindiği taksi bir kaza yapar ve nehre uçar, kahramanımız da bir süre nehrin dibinde oksijensiz kalır. Derken taksinin şoförü genç Boşnak kız (Diane Kruger) Martin'i çekip kurtarır, bir de kalp masajı yapar ve ortadan kaybolur. Martin dört gün boyunca hastanede komada kalır, üzerinden kimlik çıkmadığı için de karısına haber verilemez.

Kendine gelir gelmez karısını bulmak üzere otele dönen Martin çok tuhaf bir sahneyle karşılaşır: Otel personelinden karısına kadar kimse onu tanımamaktadır, üstelik karısının kolunda Dr. Martin Harris olduğunu iddia eden ve bunu kanıtlayacak belgeleri de olan bir başka adam vardır. Tam yaşadığı beyin sarsıntısı nedeniyle anılarından ve kimliğinden şüphe etmeye başlayacakken peşinde onu öldürmeye çalışan birilerinin olduğunu fark eden kahramanımız hemencecik bunun kendisine kurulmuş sıradışı bir komplo olduğuna ikna olur ve kim olduğunu dünyaya kanıtlamaya girişir. Bu zorlu yolculukta yanındaki tek kişi, kaza yapan taksinin güzel şoförü Gina olacaktır.

Martin'in karısı Liz rolündeki January Jones, çelik soğukluğunda gülümserken çok da nazik olabilen bir kadın portresi çizerek seyircinin aklını karıştırıyor: Acaba kötü adamlar onu tehdit ettiği için mi Martin'i tanımıyor gibi davranıyor, yoksa başından beri o da bu işin içinde mi? Belki de gerçekten Martin'in kim olduğunu bilmiyor, belki gerçekten şu diğer adam Martin Harris. Filmi uzun süre sürükleyen sorular bunlar, cevapları ne kadar akıldışı çıkacak olsa da seyirci de bu akışa bırakıyor kendini merakla.

Belli ki, vizyona girdiğinde bir hayli yaygara koparmış 2008 yapımı Neeson'lı Taken'in başarısını hedefleyerek benzer kalıplar (Avrupa'da bir Amerikalı, aksiyon dolu ajan hikayesi vd.) üzerinden ilerleyen film, bana pek Taken'la boy ölçüşebilecek gibi görünmedi. Yine de gerek Liam Neeson faktörü, gerek sorunsuz işleyen aksiyon formülü, gerek de Polanski'nin 23 yıllık filmi Frantic'le olan apaçık parallellikleri, hatta benzerliklerin bir noktada filme açıktan gönderdiği saygı duruşuna dönüşmesiyle eğlenceli bir film olmuş Unknown. Gerçi filmden çıkmanızın ardından yarım saat geçmeden ne izlediğinizi unutma ihtimaliniz yüksek, ama filmin dahil olduğu sabun köpüğü tür ve seyirciye vaat ettikleri belli zaten.

Unknown'a şık bir 7 puan veremememin nedeni sonlara doğru gerçekleşen twist ve ardından olanlar sanırım. O noktaya kadar film çok benzer formüller üzerine kurulu başarılı türdeşleri gibi tıkır tıkır işliyor, fakat olayların çözüldüğü an ve sonrası filmin ilk saatine göre çok zayıf kalıyor. Sanki bir hayli zorlamış senaristler şaşırtıcı bir şekilde olayları bağlayabilmek için ama olmamış, öyküde çok fazla boşluk ve mantık hatası var, bu haliyle zorlama ve ite kaka oluşturulmuş gibi görünüyor. Üstelik yönetmen karakterizasyona ve hikayenin dram kısmına aksiyon kısmı kadar önem vermediğinden hikaye bir noktadan sonra inandırıcı da olamıyor. Sonuç olarak sırtını Liam Neeson'ın kahraman imajına dayayan, iyi oyuncularıyla bütçesinden de güç alan sürükleyici bir eğlencelik Unknown. Zevkinize göre fazla hafif kalabilir, ama kafa dağıtıp üstüne kafa yormadan izleyebileceğiniz, izledikten sonra hemencecik de unutacağınız çerez bir aksiyon havasındaysanız, iyi bir seçim olabilir.




7 yorumcuk:

Short Skirt Long Jacket dedi ki...

Bu yazıyı okuduğum iyi oldu.. Gerçi Unknown (Kimliksiz) sinemalara geleli bir kaç hafta oldu ama ben hala gidip görmeyi olmadı evde izlemeyi planlıyordum, ee doğruya doğru konu çok hoş :)) Ama seyirciyi şok edelim diye kasıp da altı boş sürprizler yapıp duran bir film DAHA izlemek istediğimi hiç sanmıyorum şimdi :))

filmcankisi dedi ki...

izlerken bir an bile sıkılmadım,soluğumu tutarak izlemiştim hatta ama hakkaten sinemadan çıkar çıkmaz unutmuşum, şimdi bu yazıyı okurken haa öyleydi sahi filan deyip durdum :p bir de evet düşününce başta twist etkileyici gelmişti ama geriye bakıp düşününce bir sürü boşluk kalıyor hikayede.

sürekli türklerin konuşmalarını duymamıza ne diyorsun, filmin heralde 5 ayrı yerinde falan türkçe bişeyler duyuldu :p şu an aklımda kalmış olan "aslan gibisin" bir de türkler erken boşalır iması ahahaha :))

Ata İsmet Özçelik dedi ki...

Senaryoda çok fazla açık olduğu doğru, sonuçta bir insanın arayabileceği 2-3 kişi yoktur herhalde böyle bir durumda :) Yine de Liam Neeson ve January Jones için izlenir diyorum, özellikle Betty Draper'ı Mad Men sonrası görmek için bile izlenir :)

Gezi/yorum... dedi ki...

Bu film ilgimi çekti, listeme aldım teşekkürler paylaşım için..

Barayef dedi ki...

Karakterizasyon ve dram'a, aksiyon sahneleri kadar (bilhassa arabayla kovalamacalar) ağırlık verilmemesi görüşüne ben de katılıyorum. Maalesef ufak bir eksik değil ve filmin bütününü etkileyen bir zayıflık.

Açıkçası filmi seyrederken sıkılmadım ama arşivime katmaya da gerek görmedim.

Gözüme çarpan olumsuzluklardan birisi de Dianbe Kruger'ın Bosnalı kız karakterine bir şey katmamasıydı. Bence ismi bilinmeyen Doğu Avrupalı bir kız seçilse filme ciddi bir inandırıcılık ve derinlik katabilirdi.

Senaryo zayıf kurgulanmış. Sonunda bir twist olursa senaryo zekice kurgulanmış olur gibi yanlış bir fikre yaslanılmış. Derinlik yok.
Frantic'ten hoşlananların seyredip bir daha pek bir şey hatırlamayacakları bir film ortaya çıkmış.

Eren dedi ki...

Ben, filmde yanlış anlamadıysam GDO'lu ürünlerin desteklenmesine şaşırdım... Bunun dışında film başta uyandırdığı ilgiyi devam ettiremiyor bana kalırsa.

Konuşan Blog dedi ki...

Daha filmin başında çanta kaybolunca anladım senaryoyu. Çünkü buna benzer filmler izlemiştim önceden. Bana biraz basit geldi kurgusu, tahmin edilebilir şeyler vardı. Ama buna rağmen "acaba?" dedirtti. Neyse sözün özü harika da değildi hani. 10 üstünden 6 alır :p