12 Mayıs 2011 Perşembe

Tillsammans

–Bu yazıya perşembe günü bırakılan yorumlar Blogger kafayı yediği sırada uçup gitti, geri gelecek gibi de görünmüyor. Yorumları silinenlerden özür dileriz.–

(Together)
Yönetmen: Lukas Moodysson
Yazar: Lukas Moodysson
Oyuncular: Lisa Lindgren, Michael Nyqvist, Emma Samuelsson
Tür: Dram|Komedi
Yapım yılı: 2000
Süre: 106 dk.
Ülke: İsveç|Danimarka|İtalya
Dil: İsveççe
IMDb Puanı: 7.4/10
Metacritic puanı: 84/100
Benim puanım: 7/10

Stokholm'de bir komünde yaşayan bir grup yetişkinin (ve onların çocuklarının) hayatının bir dönemine bakış atıyor Tillsammans. Bu bir grup insanın tek istediği ideallerine göre yaşamak, ama tipik insan doğasının onları realizm taraflarına çekip uzlaşmaya ve yozlaşmaya zorlaması çok zaman almıyor. Tillsammans, İsveçli yönetmen Lukas Moodysson'un 2000 yapımı filmi. Moodysson'u en yeni filmi Mammoth, bol ödüllü Lilya 4-Ever, benim sıkıntıdan sonunu getiremediğim Ett Hål i Mitt Hjärta (A Hole in My Heart) ya da hafif, iyimser havasıyla Tillsammans'a Lilya 4-Ever'dan çok daha fazla benzeyen Fucking Åmål (Show Me Love) filmlerinden tanıyor olabilirsiniz. Kendi adıma Tillsammans'ı Fucking Åmål ya da Lilya 4-Ever kadar etkileyici bulmadım, ama eğlenceli geçecek bir buçuk saat vaat eden, iyi bir film olduğunu düşünüyorum. Hele İsveç gibi pek fazla izleme imkanı bulamadığımız değişik bir ülkenin sinemasından bir örnek görmek istiyorsanız harcayacağınız zamanına kesinlikle değer.

[Filmin konusuyla ilgili yazacaklarım spoiler içerebilir, filmi izlemediyseniz ve izlemeyi planlıyorsanız okumanızı önermem.] 1975 yılında geçen filmde, Elisabeth bir gün şiddet eğilimli alkolik kocasından bıktığına karar verip eşyalarını toplayıp iki çocuğunu da alarak erkek kardeşi Göran'ın evine gidiyor. Göran'ın evi, filme de adını veren (Tillsammans - Birlikte) komün. Tillsammans'ın büyük bölümü bu komünde ve komünde yaşayan insanların çevresinde geçiyor, ama komünle ilgisi olmayan Elisabeth'in ayyaş kocası da filmin karakterlerinden biri. Karısının onu terk edişini bir bağırıp çağırıp bir ağlayarak, hatta Göran'a da "amacın aileyi dağıtmaktı zaten değil mi, seni pis komünik!" şeklinde haykırarak karşılayan, bu şekilde daha filmin başından çekilmez bir adam portresi çizen Rolf, Elisabeth'in gidişinden bir süre sonra çocuklarını götürdüğü bir Çin restoranında olay çıkarıp kendini tutuklatıyor ve çocuklarını geceyarısı bilmedikleri bir sokakta onu bekler halde bırakıyor. Bu noktadan sonra Rolf'le ilgili çok kesin fikirler edinmiş olan seyirci hikayesinin devam etmesini düşünürken, Rolf'ü yeniden, muslukçuluk yaparken, muslukçu olarak gittiği bir evde çok yalnız bir adamla ahbaplık ederken görüyoruz. Ve en sonunda bu muslukçu alkolik koca, komünün filmin başında pek bir dürüst görünen bazı üyelerinden daha 'bağışlanabilir' çıkıyor. (Böyle düşünmemin bir nedeni de Rolf'u Michael Nyqvist denen müthiş varlığın canlandırması olabilir tabii.) Sanırım Moodysson'un en büyük yeteneklerinden biri de bu; filmlerde çok sık görmediğimiz derinlikte çizmesi karakterlerini - çelişkilerle dolu, kusurlu ve gerçekçi.



Tillsammans komünü hepsi birbirinden renkli karakterlerden oluşuyor: eve televizyon girmemesi konusunda çok katı kuralları olan, komünün kalanı uzlaşmaya başladığında da dayanamayarak küçük oğullarını da alarak çekip giden sarışın güzel çift var mesela, ama çok az kaldıkları için adlarını bilmiyor ve sarışın güzel çift diyorum onlara. Sonra kahküllü uzun saçı bana feci şekilde Abba'nın Björn'ünü anımsatan eşcinsel Klas ve onun sürekli baştan çıkarmaya çalıştığı yakışıklı Lasse, Lasse'nin "politik nedenlerden dolayı" lezbiyen olmaya karar vermiş eski karısı Anna ve adını Vietnam Savaşı'ndaki Tet Saldırısı'ndan alan çocukları Tet, Tet'in "Pinoşecilik" oyunu oynadığı arkadaşı Stefan ve Stefan'ın ablası Eva (ki kendisi filmdeki favori karakterim). Öykünün duygusal merkezinde ise bu iki karakter var; Elisabeth'in çocukları Eva ve Stefan.

Filmde anne babalarının evliliklerinin bitmesiyle boğuşan ve bunu yaparken yeni ortamlarına, komün hayatına uyum sağlamaya çalışan bu iki çocuğun gözlerinden görüyoruz pek çok olayı. Eva'yla Stefan'ın en çok gereksinim duydukları şey sevgi ve güvende olma hissi, ama evlerinden ve düzenlerinden olup Tillsammans'ta dolap içi büyüklüğünde penceresiz bir odaya mahkum edildiklerinde, babaları arayıp sormadığında, anneleri de yeni yaşamının sarhoşluğuna kapılıp onlara pek zaman ayıramadığında ihtiyaç duydukları ilgiyi pek alamıyorlar. Babasını gözünde kahramanlaştırma yaşında olan Stefan eski evlerine kaçıyor, ama babası kapıyı açmadan ortadaki içki şişelerini kaldırıp üzerine bir şeyler geçireyim derken Stefan açılmayan kapının önünde beklemek yerine komüne dönüyor. Okulda hiçbir arkadaşı olmayan, popüler şımarık kızlar tarafından zorbalığa maruz kalan 13 yaşında somurtuk bir kız olan Eva'ysa sessiz protestosunu kendini tüm gün minibüse kapatıp kulaklıklarla müzik dinleyerek yapıyor. Karşı evde oturan 14 yaşındaki Fredrik'le tanışması da bu minibüste sayesinde gerçekleşiyor: Muhafazakar ailesinin sevgisiz evliliğindeki ikiyüzlülüğe katlanmak zorunda kalan Fredrik, kendisi gibi bulunduğu ortama yabancılaşmış, yapayalnız durumdaki Eva'dan çok hoşlanıyor, zaten niye hoşlanmasın ki, ikisinin de gözlükleri tıpatıp aynı numara. Dürbünüyle gizlice komünümüzü dikizleyerek mastürbasyon yapan babası oğlunun o evde yaşayan bir kızla arkadaşlık etmeye başladığını öğrenince ona tekme tokat girişiyor, bunun üzerine Fredrik de gelip Tillsammans'ta kalmaya başlıyor.

Diğer karakterler kadar sevilesi olmayan, ama kesinlikle kusur konusunda payına düşeni bolca almış olan bir Lena var son olarak: Elisabeth'in erkek kardeşi olan ve herkesi memnun etmeye çalışan Göran'ın karısı Lena, ama onlarınki "açık ilişki", bu da ona Göran mutfakta sessizce oturup kendini her şeyin normal olduğuna, olan bitene aldırmadığına ikna etmeye çalışırken komünün pek bir ateşli solcusu Erik'le yatma hakkı veriyor. Göran Lena ona ilk gerçek orgazmını Erik'le yaşadığını ballandıra ballandıra anlatırken de, Erik evden ayrıldıktan sonra bunalıma girip yatakten çıkmazken de aldırmıyor gibi davranmayı başarıyor, ama beklenmedik bir anda aslında hiç de aldırmıyor olmadığını olmadığını görüyoruz -sanırım filmin en güzel sahnelerinden biri buydu.

Tillsammans, 60'ları ve 70'leri anlatan pek çok filmin aksine, karakterlerini sürekli uyuşturucu kullanan, mutlaka çok eşli yaşayan, günlerinin büyük bölümünü pankart hazırlayarak geçiren tek boyutlu çiçek çocuklara indirgemiyor. Moodysson bazılarının gayet çatlak sayabileceği karakterlerini yargılamak yerine gözlemliyor, seyirciye de nihai olarak kendini son derece gerçekçi çizilmiş karakterlerin hayatlarından bir dönemi izlemiş gibi hissettiriyor. Bize düzgün işlemeyen, sağlıksız iki geleneksel orta sınıf burjuva aile ve alternatif bir yaşam şeklini benimsemiş ama yine sağlıksız ve düzgün işlemeyen bir komün gösteriyor ve her şeyin sonunda önemli olanın birlikte olmak olduğunu söylüyor. Her türlü birliktelik ideal değildir belki fakat birliktelik genel olarak olmazsa olmazdır diyor, uzlaşmazlığın uzun vadede yalnızlık ve ümitsizliğe yol açtığı mesajını veriyor ve bunu da son derece zarif ve esprili bir dille yapıyor.

Yan karakterlerden birinin bir ara muslukçumuza söylediği "Tek başıma pirzola yiyeceğime insanlarla birlikte olup lapa yemeyi tercih ederim" sözü, filmin genel mesajını da özetliyor aslında.



4 yorumcuk:

hippilazman dedi ki...

bu filmi acayip severim... çok tatlıdır.

closet monkey dedi ki...

Kesinlikle çok ilgimi çektiii izlenecekler listeme ekledim

emprezaryo dedi ki...

filmin en güzel yönlerinden biri de abba'dan s.o.s. di

Alper Erkmen dedi ki...

Michael Nyqvist'i ben de çok severim, meşhur Millennium Üçlemesi'nde (Ejderha Dövmeli Kız) oynayan adamdır. Bir gün onları da yazarsanız çok güzel olur.