10 Ağustos 2011 Çarşamba

Limbo


Oyun türü: 2D Platformer-Puzzle-Adventure
Çıkış tarihi: Ağustos 2011
Platform: PC, PS3, Xbox 360
Artıları: Siyah-beyaz, tekinsiz, ürpertici ve şahane ortamı ile çok çeşitli ve iyi düşünülmüş bulmacaları.
Eksileri: Karakterinizin tekrar tekrar, defalarca ve son derece vahşet dolu şekilde ölüp durmasının bir noktada mutlaka içinizi kötü etmesi.
Gamespot oyuncu notu: 9/10
Metacritic notu: 88/100
Benim notum: 8.5/10

Oyuna başlar başlamaz yerde yatan bir çocuk (daha doğrusu gölge yığını) görüyor, ok tuşlarıyla onu uyandırıp kaldırıyor ve yürütmeye başlıyoruz. Hiçbir giriş, video, açıklama, konuşma yok. Oyunun sitesinde geçen konuya göre, kızkardeşini bulmak için limboya düşen, bu gizemli dünyada kardeşine ulaşmaya çalışan bir oğlan çocuğunu yönetiyoruz, ama bunu bilmesek de olur, hikaye önemsiz. Peşimizdeki oğlan çocuklarıyla Sineklerin Tanrısı'nı anımsatan tüyler ürpertici bu dünyada sanki her şey ölmemizi istiyor: dev örümcekler, ayı kapanları, döner bıçaklar, beyin parazitleri, kayalar, çiviler, su ve elektrik tuzakları ve daha neler neler... Doğal olarak sürekli ölüyoruz, öyle böyle değil ama, sürekli. Neyse ki öldükten sonra kaldığımız yere mümkün olan en yakın yerden başlıyor ve çok zor bölümler haricinde pek bir şey kaybetmiş olmuyoruz. Ölüm şekilleri yer yer tüyler ürpertici ve iç burucu olsa da genel olarak inanılmaz yaratıcı ve çok etkileyici. Neredeyse bir sanat eserini karşısına geçmiş izliyor gibi hissediyor insan. Limbo son zamanlarda oynadığım oyunlar arasında en "sanat" hissi veren oyun oldu zaten. Bu nasıl oluyor bilmiyorum, ama öyle işte :)

Amaç basit: sağ tarafa doğru ilerlemek, önümüze gelen engelleri aşarak, tehlikeleri atlatarak yürümeye devam edebilmek. Karakterimizi yönetmek kolay, ok tuşları ve ctrl'ü kullanıyoruz o kadar. Müzikler çok az, Limbo'nun asıl büyüsü seslerde. Son derece gerçekçi ve bu korkutucu ortamı sonuna kadar kullanarak oyuncunun daha da gerilmesine sebep olan efektler var. Limbo kısa sürüyor, kasarsanız bir, kasmazsanız iki gecede bitirebileceğiniz bir oyun bu, ama bence işi tam tadında, sizi de ağzınızda nefis bir tatla bırakıyor.

Siyah beyaz bir dünyada geçen, içinde hiçbir diyalog ya da yazılı metin olmayan, ismini, işini, derdini, hatta internette oyunun konusuna bakmadığımız takdirde amacını bile bilmediğimiz bir çocuğu yönettiğimiz bir oyun nasıl bu kadar etkileyici oluyor? Bunun sırrı nefis siyah-beyaz atmosferinde ve oldukça gerçekçi bir fizik motoru kullanmasında yatıyor sanırım, ama oynamadan anlaşılacak gibi değil. Bir hikayesi olmamasına rağmen atmosferiyle, puzzle'larıyla ve sesleriyle sizi kendi dünyasına sokarak gerçek dünyadan kapıp götürecek, hatta dünyayı unutturacak bir oyundan bahsediyoruz. Özellikle büyük bir monitörünüz varsa, evdeki tüm ışıkları kapatıp oyunun sesini de açarak Limbo oynamanın zevkini çok az oyunda bulacağınızı garanti edebilirim.

Limbo'yu satın almak isterseniz web sitesi burada, ayrıca steam'den demosunu da indirebilirsiniz.

Uyarı: Baş karakterin defalarca ve çeşitli şekillerde öldüğü, çok vahşi bir oyun bu. Eğer hassas biriyseniz Limbo'yu tavsiye edemem. (Ama hassasiyeti falan bir kenara bırakabiliyorsanız oynayın mutlaka derim.)

Ben oynamadığım için bilmiyorum ama, blogun diğer yazarı ve oyun gurusu Umut, Limbo'nun fena halde Another World'ü anımsattığını söylüyor. Nostaljik tatlar için onun yazısı da şurada.









11 yorumcuk:

Dora dedi ki...

Yaziyi okuyunca hemen indirip (yani alip, ehem ehem) oynadim biraz. Cok korkunc, dehset verici bir atmosfer, cesetler, kanli olumler, et yiyen yaratiklar... Ama "sanat eseri" derken ne demek istediginiz anlasiliyor hemen. Insani garip bicimde kendisine baglayan mukemmel bir oyun. Bazi fizik bulmacalarinda zorlaniyorum ama walkthrough'lar da bunun icin var :)

Franziska dedi ki...

çok teşekkürler bu güzel tanıtım için.. müthiş görünüyor, özellikle siyah beyaz ve gri tonlarından oluşuyor olması, film noir havası oyunu çok özellikli kılmış. ilk fırsatta oynana..

cedric volokine dedi ki...

acayip bişey, geçende bir forumda gördüm bende 70 mg.lık bir dosya ama nerden temin edersen et bir virüs uyarısı alıp duruyordum sonunda kendim gugıl amcamdan destek aldım ve temin ettim. deliler gibi oynadım.

benim gibi tewmin edenlere not ilk alacağınız hata dx9 bla bla bla.dll hatası gugıldan bulun indirin oyunun klasörüne koyun oyunu çalıştırın. he bide aklıma gelmişken söyliyeyim grafikleri basit masit gözüküyor ama shader model 3.0 istiyor.

mit dedi ki...

Steam'de satışa çıktığı ilk gün uçarak satın aldım oyunu ^^ Uzun zamandır adını duyduğum ve PC'ye çıkması için pusuda beklediğim bir yapımdı çünkü. Çok severek ve de bol bol ölerek oynadım oyunu. En güzel yerleriyse minik örümceğimiz ile yer çekimi cihazlarıyla oynadığımız yerlerdi benim için. Platform türünü sevenlere şiddetle tavsiye olunur.

multiplexslut dedi ki...

Yazı ve görüntüler çok ilgi çekici, derhal alıp oynuyorum Limbo'yu :)

Umut dedi ki...

Oyunun screenshot'ları çok yanıltıcı esasında, ilk baktığımda iyi güzel sanatsal falan ama bir süre sonra bayar demiştim. Ama insan ne zaman oyunu tam ekran oynuyor, o zaman atmosferin güzelliğini anlıyor. Animasyonlar, efektler vs. oyun olduğunu unutturup gerçekten yaşayan bir dünyaya bakıyormuşsunuz gibi hissettiriyor. Puzzle'lar çıldırtıcı ama çeşitlilik seviyesi iyi. Ayrıca beklediğimden çok daha karanlık ve korkutucu olabilen bir oyun, o yüzden beklediğimden çok daha fazla beğendim.

Bu arada Another World'ü hatırlatıyor dediysem iyi anlamda demek istedim, hem puzzle'lar hem oyunun atmosferi açısından (Ki gerçekten benim için çok anısı var o oyunun). Kesinlikle bir kopya iması olduğunu sanılmasın.

Yalnız çok zor geldi bazı yerler, sürekli Çavlan'dan yardım istemek zorunda kaldım. Çatır çutur geçti takıldığım yerleri her seferinde bi de utanmadan. Bu halimle de oyun gurusu oluyorsam artık... :)

Judy Abbott dedi ki...

Çavlaaaan hemen aldım, başladım oynamaya. Ayı kapanını sen yazmasan farketmezdim belki, ama dedim öleceğiz yapacak birşey yok. Ve ÇAAAATTTTTT :)))) Muhteşem oyun, evde yalnızken ışıkları kapatıp oynamak lazım, insan oyunun atmosferinde kendini kaybediyor cidden. Çok teşekkürler:)
Not: Steam'i de keşfettim bu sayede :)))

Korhan dedi ki...

Another World'ü oynuyordum bu ara ben de:) Çavlancım sistem gereksinimleri ne sitede göremedim ya da ben salağım hafiften:(

Çavlan dedi ki...

bilemiyorum ki, oyun 70mb'lık minicik bir şey olunca insan ne sistem gereksinmesi olacak diyor ama mesela umut'un bilgisayarında benimkine oranla çok yavaş çalıştı. olay grafik kartında sanırım, "tümleşik ve düşük bütçeli grafik kartlarıyla çalışmayabilir, shader model 3.0 gereklidir" diye bir not buldum nette.

Umut dedi ki...

Bilgisayarımı aşağılamayalım lütfen.

:p

Onur Ç. dedi ki...

bana zamanında playstation aldıran oyun, heart of darkness'ı hatırlattı.