8 Kasım 2009 Pazar

Amy Acker vs. Eliza Dushku

Bu yazıya başlarken (şimdi) yazının manasını düşündüm. Yok galiba. Amy Acker çok sevdiğim dizilerde çok sevdiğim karakterleri çok başarılı bir şekilde canlandırarak beni mutlu etmeye devam ediyor. Bu yazıda da, hangi dizilerde hangi karakterleri oynamış Acker, nasıl farklı uçlarda karakterlermiş bunlar, onu inceliyorum kısaca. Başlık son derece absürd bir şeyden doğdu. Dushku, Acker'in yardımcı rollerden birini aldığı dizide (Dollhouse) başrolü kaptı, ben de kendi kendime "ama o role Acker çok daha iyi gitmez miydi?" diye mızmızlandım. Olay bundan ibaret :)



Birbirinden farklı kişilikleri pek iyi canlandıran, dış görünüşü de bir içim su olan, ama dilediğinde hiç mi hiç dikkat çekmeyebilen, yani pek çok açıdan her role giden kızımız, niçin Dollhouse'un başrolüne seçilmez? Peki kim seçilmiş bu rol için? Eliza Dushku. Kimdir Eliza Dushku? Buffy ve Angel'ın Faith'i; asi kötü kızı oynamayı iyi kotaran, varoşlardan gelen vahşi gül rolünü kendine gayet iyi yakıştıran, ama 'kötü kız'dan farklı tiplemelere giriştiğinde ya overacting ya da underacting (var mı böyle bir kelime gerçekten?) ile bence çok zayıf kalan, kısaca "tek tip oyuncusu" diye tanımlayabileceğimiz bir hatun. O kadar ki, hâlâ onu Faith olarak düşünmeden edemiyorum -Buffy ve Angel'dan sonra hem Tru Calling'i hem de Dollhouse'u izlediğim halde-. Peki nasıldır Dushku'nun kaptığı bu rol, Dollhouse'ın kahramanı? Her bölümde farklı bir kişilik edinen, görevde olmadığı zamanlarda boş levha konumunda gezen Echo. Hoppa telekızdan buz gibi soğuk suikastçıya, kaya sertliğinde tetikçiden masum, muhafazakar anneye gömlek değiştirir gibi geçen Echo. Mimiklerine, sesinin tonuna, aksanına, hareketlerine (hatta tipine bile) bir türlü ısınamadığım Eliza Dushku, taptığım Joss Whedon'ın uzuun bir aradan sonra ilk TV projesindeki başrolü (hem de böyle bir başrolü) kaparsa ben de gıcık olmaz, böyle gereksiz bir yazı döşenmez miyim? Olmuşum ve döşeniyorum işte.


Dollhouse şu an pek çok eksikliği olan bir dizi, tek sırıtan Dushku değil. Bunun suçunu Fox'ta buluyor, dizinin zamanla, network Whedon'ı özgür bırakmaya başladıkça (tabii iptal edilmezse) oturacağını ümit ediyorum. Ama başrolün değişme şansı yok. Dollhouse'ta kendisine yardımcı bir rol verilen (asıl kastta bile değildi), birkaç bölüm önce de sanırım dönmemek üzere yardımcı kadrodan çıkan, oysa o küçük rollerinde bile parlamayı başaran Amy Acker bakalım hangi rollerde unutulmazmış?

Fred Burkle (Angel)

Angel'ın 2. sezonunun sonlarında gelen Fred, son 5 yılını Pylea denilen cehennemvari bir dimensionda geçiren, oranın sakinleri tarafından itilip kakılan, dövülen, bok muamelesi gören, en sonunda kaçıp uzaklarda bir mağaraya saklanan, orada yapayalnız, gülmeyi unutarak açlık dolu yıllar geçiren, mağaranın duvarlarını formüller ve anlamsız kelimelerle döşeyecek kadar kafayı sıyırma noktasına gelen genç bir kızımız. Angel'lar 2. sezonun sonunda Fred'i kurtarınca, o da otele yerleşip Angel Investigations'a katılıyor. Fred dahi diye nitelendirilebilecek bir fizikçi, çok da utangaç, sosyal açıdan çok beceriksiz. Bu utangaçlık onda şirinliğe dönüşüyor: koca gözlükleriyle kendini kaptırıp sesini titrete titrete ışık hızında konuşması örneğin.

Bu paragraf Angel'ı tamamlamamış olanlar için spoiler:
Pylea'nın yarattığı travmadan yavaş yavaş kurtulması, uzun ve sancılı bir dönemden sonra kendine güvenini kazanması, Wesley ve Connor'ın ihanetlerini kişisel alarak (ki belki de sadece o anlarda) kendini kaybedecek kadar öfkelenmesi, profesörü öldür(t)dükten sonra içine bir tutam karanlık kaçması, Jasmine'e karşı tek başına kaldığında gösterdiği kararlılık, Wesley'e yıllar sonra aşık olması... Fred'in karakter gelişimi inanılmaz, sezonlar boyunca 3-4 büyük değişim geçiriyor, ama diziyi ilk izleyişinizse bunları son sezonda şu büyük olayın (onu da yazmayıvereyim artık) olduğu bölümdeki flashback sahnesini görene kadar fark etmiyorsunuz bile.

Kabul edelim, televizyon dizilerinin en güçlü kadın karakterleri Joss Whedon'ın zihninden çıkma. Buffy, Tara ve Willow'un büyü ve güçle donatılmış olmaları, bunun kadınların gücü için bir metafor olması her ne kadar hoşuma gitse de, Whedon'ın yarattığı en iyi karakterin Fred olduğunu düşünüyorum. Fred, 150 adama eş kas gücüne sahip 'seçilmiş' avcı ya da salt düşünerek nesneleri hareket ettirebilen bir cadı olmadan da güçlü bir karakter. Sevimli, duyarlı, alçakgönüllü ve zeki, aynı anda da sürekli etik problemler yaşayan bir gruba rehberlik edebilecek kadar saf -kolay kanan anlamında saf değil, katıksız olan saf :). Karakterin bu özellikleri Amy Acker'in mahirâne oyunculuğuyla birleşince ortaya Buffyverse'in en tapılası karakterlerinden biri çıkıyor.

Illyria (Angel)

[Angel s5'a dair bol spoiler içerir] Illyria, eski çağlarda yeryüzünde insanoğlu değil de iblisler varken dünyada hüküm sürmüş, Old Ones diye bahsedilen efsanevi iblislerden biri. Bu iblislerden en çok korkulanı hatta. Düşmanları tarafından öldürülüyor, fakat yenilmeden önce yeniden dirilişini planlıyor Illyria. Tapınağını sadece kendisinin bulup çıkarabileceği, farklı bir zaman boyutuna gizliyor, ordusunu da kendisini beklemek üzere oraya yerleştiriyor -fakat günümüzden birkaç yüzyıl önce ordu bir şekilde yok ediliyor.

Angel'ın 5. sezonunun ortalarında, Illyria'nın lahiti, önceden planlanmış olduğu gibi, Wolfram and Hart'ın Los Angeles şubesine gönderiliyor ve Illyria'nın müritlerinden W&H çalışanı Knox, Fred'i "buna layık bulduğu için", eski -orijinal- biçimi daha çok bir canavara yakın olan Illyria'nın içine gireceği kabuğun Fred'in bedeni olmasına karar veriyor.

Kendi laboratuvarına teslim edilen lahiti inceleyen Fred, merakına yenik düşerek lahitin üstündeki kristallerden birine dokunduğunda kristal açılarak Illyria'nın özünü salıveriyor (!), Fred de bunu soluyor ve iç organları sıvılaşmaya, derisi sertleşmeye, ruhu yok olmaya başlıyor. Saatlerce acı çekiyor ve günün sonunda ölerek bedenini Illyria'ya bırakıyor.

Zamanı kontrol edebilen ve olağanüstü güçlü olan Illyria, ordusunu dirilterek insanların sonunu getirmek için tapınağına gittiğinde, ordusunun uzun süre önce yok olmuş olduğunu görüyor. Yeni dünyaya alışamayan ve artık bir amacı olmayan, kendini kaybolmuş hisseden Illyria, belirsiz bir nedenle -belki de Fred'in anılarına sahip olduğu için- kendini Wesley'e yakın hissediyor ve modern dünyaya alışmak için onun yardımını kabul ediyor. Ve olaylar gelişiyor :)

Kelly Peyton (Alias)

Kelly Peyton, Ailas'ın beşinci ve son sezonununda ortaya çıkan, terörist bir organizasyon olan Prophet Five için çalışıyor. Başlarda Gordon Dean'in altında çalışan Peyton, Dean APO tarafından öldürüldükten sonra Prophet Five'ta onun yerini alıyor. Kelly Peyton'la ilgili yazılabilecek çok bir şey yok, karakter pek derinleştirilemiyor çünkü sadece bir sezon, onda da yardımcı oyuncu olarak dizide. Amy Acker'ın katil rolüne de iyi gittiğini anlamamızı sağlıyor bu karakter :)

Claire Saunders (Dollhouse)

[Dollhouse 2x2'ye kadar spoiler] Saunders, bibeklerin (yani 'active'lerin) doktoru. 1. sezonun son bölümlerinde ortaya çıkıyor ki, Saunders'ın bedeninin içinde de bir bibek varmış zamanında: Whiskey. Fakat Saunders gerçekten var olan birisi, Whiskey'nin bedenine imprint edilmeden önce orta yaşlı bir adammış. Alpha tarafından öldürülünce, Topher onun kişiliğini ve tıp bilgisini Whiskey'e, yani Amy Acker'ın oynadığı karaktere aktarmış. Saunders bunları öğrendikten sonra, yeni bedenine orijinal (yani bizim hakkında hiçbir şey bilmediğimiz, bir active olan Whiskey'den de önceki) kişiliğinin imprint edilmesini istemiyor -çünkü bu bilinci yok olacak bu olursa- ve 2. sezonun başlarında, dış dünyaya karşı olan korkusuna rağmen Dollhouse'u terk ediyor.

Whiskey (Dollhouse)

[Dollhouse 1. sezon spoiler] Zamanında Dollhouse'un en popüler bibeği olan Whiskey, Echo'nun en iyi olmasını isteyen Alpha'nın saldırısına uğruyor, bu saldırıdan sağ çıkıyor ama yüzünde korkunç izler kalıyor. Hemen ardından Alpha Dollhouse'un doktorunu öldürünce, Topher artık kullanılamaz durumda olan Whiskey'nin ziyan olmaması için bu doktorun kişiliğini kalıcı olarak yüklemeye karar veriyor. Whiskey'nin Dollhouse'a gelmeden önceki kimliğini öğrenemiyoruz. Dizi iptal edilirse diye bir nevi final olarak çekilmiş olan fakat Fox'tan 2. sezon için onay gelince yayınlanmayan Epitaph One isimli 1. sezonun son bölümünde, Whiskey'i yine görüyoruz. Günümüzden 10 sene sonrasını anlatan bu bölümde Saunders Whiskey'nin bedenini tamamen terk etmiş görünüyor; Whiskey son görevini gerçekleştirmek için terk edilmiş Dollhouse'ta tek başına bekliyor.

13 Kasım tarihli ek: Dollhouse iptal edilmiş. Suçlu hissettim kendimi şimdi :)

6 yorumcuk:

Adsız dedi ki...

BUrda bahsedilen dizilerden Buffy, angel ve Dollhouse'a asinayim, dolayisiyla bu iki aktristi de biliyorum. Faith hakkinda yazilanlara katilmiyorum,bana kalirsa iyi bir oyuncu, cok basarili degil ya da Echo'yu canlandiracak gücte degil doğru, Amy Aker muhakkak ondan daha yetenekli, o da dogru,ancak bu kadar yerin dibine batirilacak bir oyunculugu yok kanimca. Ayrica Dollhouse cok bsarili bir diziydi, iptal edilmesi aptallik olmus.Ama tabi herkesin fikri kendine. Basarili bir yazi olmus, özellikle karakter tanitimlari.

Bay Kavun dedi ki...

Eğer başrolde Eliza Dushku olmasaydı Dollhouse yine de iptal edilir miydi? Muhtemelen. Senaryo gereğinden fazla karışık, ruhsuz, yer yer inanılır olmaktan uzaktı. Fakat büyük bir cevher vardı, bunu kabullenmek gerek. Şimdi iptal edileceğini önceden biliyor senaristler, belki iyi toparlarlar, bize güzel bir son sezon verirler. Aldığım duyumlara göre son bölümler için gelecekmiş Amy Acker. Konuk oyuncu olarak. Gözümüz aydın.

Joey Potter dedi ki...

Bence potansiyeli çok yüksek bir konuyu iyi işleyemediler. Bunda foxun sabırsızlığının payı da büyüktü elbette. Elizayı başarılı buldum kendi adıma. Oscarlık bir oyuncu değil neticede Tv oyuncusu. Yayından kalkma söylentileri çıktığından beri her bölüm daha bir heyecanlı geçiyordu bence. İlk sezonda dizinin iptali söz konusuydu ama son anda kurtarıldı. Bunu bilerek hareket etselerdi daha iyi olurdu kanımca. Sonu benim için bir hayal kırıklığıydı hiç beğenmedim.

Çavlan dedi ki...

katılıyorum, şahane bir şey çıkabilirdi dollhouse'tan ama yok, son bölümleri artık ben bile zorla izler olmuştum... 2. sezonun ortalarında bayağı bir toparladılar aslında, bennett'in (summer glau) çıktığı bölüm, alexis denisof'un göründüğü bölüm falan mükemmeldi ama sonra gene bir şey oldu, final bölümlerde batırdılar...

ben hala dushku'nun yerinde acker olsaydı dizi çok farklı olurdu diyorum :))

ibrahim dedi ki...

fred burkle e aşıgım

wesley ölürken son kez fred taklidi yapan illyra sahnesinde agladın mı dogruyu söyle lütfenn

Nuranesc dedi ki...

Hayat tesaduflere gebe :) bu gece Person Of Interest in sezon finalini izliyordum. Finalde onemli bir rol de Amy Acker a dusmustu. Oyunculugunu ve kendini begendigim acker i imdbleyince Cabin in the Woods da da rol aldigini ogrendim. (bir josh whedon baglantisi daha). Bu nedenle blogunuzdaki yaziya goz atayim derken alttaki tagleden buraya kadar geldim. Bu esnada muhtesem Illyria kostumu icinde gormek icin bile Angel'a baslamayi dusunurum :)
Dhusku'nun Dollhouse daki basrolune gelince, sanirim yapimcilardan birinin kendisi olmasi yeterli sebeptir :) ama ne yazik ki bir birinden farkli karakterleri oldukca yuzeysel canlandirmasi basta zaten sizin bahsettigini nedenlerlden ben de birkac bolumde diziyi terk ettim. Ackerin kariyerine baktigimizda cok daha egzantirik rolleri canlardirmasina karsin guest starring, co starring kategorisinde olma durumu var. bunun simdilik olmasini dileyelim.