18 Ocak 2012 Çarşamba

Skyrim'in İncileri


The Elder Scrolls V: Skyrim, piyasaya çıkalı daha iki ay olmasına rağmen inanılmaz popüler olmuş, deli gibi yayılmış bir rpg. Sanki bilmeyen kalmış gibi burada ona künye hazırlayıp tanıtımını ya da incelemesini yapmak tuhaf olacaktı, detaylara dair farklı bir dosya hazırlamaya karar verdim bu nedenle. Bizim yıl sonu anketimizde birinci oldu bu oyun, ki bana da sorsalar, bu yıl oynadığım oyunlar arasında en iyisi seçerim kendisini. Yazıda kullandığım görsellerin tamamı kendi oyunumdan elcağızımla aldığım capture'lar, tıklayıp büyük boyutta görüntüleyebilirsiniz. Hızımı alamayıp bir de güzel manzaralar postası hazırladım, o da bugün Pek Güzel Şeyler'de.

Bir elin nesi...
Follower'lar Skyrim dünyasında mühim şeyler, sizinle serüvenden serüvene koşuyor, yanıbaşınızda savaşıyor, sizin level'ınıza iniyor (ya da çıkıyor), hatta ağır gelen eşyalarınızı taşıyorlar. Aynı anda birden fazla human companion'ımız olamıyor aslında, ama oyunun başlarında kalabalık dövüşlerde ya da ejderhaları öldürmekte zorlanıyorsanız, şu yöntem işinize yarayabilir: Bazı quest'lerin bazı noktalarında, sizi belli bir yere kadar eşlik etmesi (ya da sizin ona eşlik etmeniz) gereken NPC'ler veriliyor yanınıza. O belli yere gitmeyi ve o görevi bitirmeyi ertelerseniz, yanınızdaki NPC hiçbir yere ayrılmadığı gibi, eşyalarınızı taşımak dışında tamamen follower'ınız gibi davranıyor. Gerçek follower'lardan daha bile güvenilir diyebilirim, oyundaki işleri bitmediği için asla ve asla ölmüyorlar çünkü, bir de fast travel yaptığınızda kaybolmuyorlar. Bu yöntemle yanımda benim için savaşan adam sayısını 4'e çıkardım, ama bir süre sonra kapalı alanlarda sürekli önüme çıkıp yolu tıkamalarından, bir de dövüş sırasında gelip kendilerini ateşimin önüne atmalarından gına gelince, ait oldukları görevleri tek tek tamamlayıp bıraktım.

Flame Atronach
Bildiğimiz anlamda follower sınıfına girmiyor tabii ki, frost ve storm atronach'ların yanında da en zayıf kalanı ama, ideal follower o bence. Çağırınca gelen, işi bitince giden. Göze güzel görünen, arada havada takla atıp dans eden. Yanımdaki asil duruşuna bakın bir.


Lydia & Iona
Lydia ve Iona, kısa süreli deneyip bıktığım sıkıcı warrior'lar. İkisi de Jarl'ların atadığı Housecarl'lar, o yüzden onlarla yolları ayırıp başka bir follower edinseniz bile, ait oldukları kentte eviniz varsa gelip oraya çörekleniyor, hiçbir yere gitmiyorlar. Ne zaman Breezehome'a gitsem (Whiterun) Lydia'yı psikopat gibi masada oturmuş beni beklerken buluyorum. Riften'daki evime her girdiğimde de Iona orda öylece durmuş ateşi karıştırıyor ve aynı sinir bozucu tonlamayla bozuk plak gibi "Honor to you, my thane" diyip duruyor. Iona o kadar olmasa da hemen herkesin ilk göz ağrısı olan Lydia çok saftirik, sneak yeteneği sıfır, ayrıca ne zaman bir bölgeyi temizlemeye gitsek içinde kötü bir his olduğunu tekrarlayıp duruyor, altıncı hissi çok güçlüymüş de dans etmeye bir partiye gittiğimizi zanneden beni uyarıyormuş gibi.


Illia
Illia'ya Darklight Tower'da rastladım, kendisinden kurban ayağına insan öldürmesini isteyen cadılardan birini öldürüyordu. Ona kuleyi diğer cadılardan temizleme ve annesini öldürme (!) iyiliğini yapınca, peşime takılmaya razı kıvama geldi. En çok frost büyülerini kullanan, restoration ve destruction büyülerine yoğunlaşan Illia'nın kavgalarda magicka'sı hemencecik bitiyor ve beceriksizce ok kullanmaya geçiyordu. Bir gece birlikte yürüyüş yaparken suya sabuna dokunmayan iki keçiye saldırıp onları öldürünce, kendisini makamımdan kovuverdim.



Vorstag
Markath'ta, Silver-Blood Inn'de bulunup 500 altına kiralanabilecek mercenary Vorstag'ın kaslarının gözümü boyamasına izin verip onunla gerekenden daha fazla takıldığımı itiraf ederim. İyi kalpli ama biraz fazla düz bir companion'dı kendisi. Two-handed'de pek iyi sayılmayan Vorstag elinde okuyla ya da baltasıyla hiç fena değildi, heavy armor'ıyla da iyi kalkan görevi görüyordu. Alttaki resimlerde mutlu olduğumuz zamanlardan küçük bir kuple görüyorsunuz.




Aela the Huntress
Geldik Aela'ya. Şimdilik memnunum kendisinden, en uzun süre sıkılmadan takıldığım Companion ve hâlâ yanımda. Whiterun'daki Jorrvaskr'da, Companion'ların karargahında bulunabilir. Warrior'ların ana quest line'ını tamamlayıp, Aela için de bir iki radiant görev yaptıktan sonra açılıyor follower'ımız olma seçeneği. Dövüşlerde çok iyi ama sanırım oyundaki bug'lardan biri olarak ona hangi oku verirsem vereyim kendi default patetik okunu kullanmaya devam ediyor. Gizli Circle'ın da bir üyesi (!) olan Aela okçuluğumuz 75'e gelene kadar eğitebiliyor bizi, göz süsü olarak da hiç fena değil.




Marcurio
Şimdiye dek denediklerim arasında en iyi companion Marcurio'ydu, çok net. Parayla tuttuğunuz hireling'lerden biri Marcurio ve tüm follower'lar arasındaki sayılı mage'den biri aynı zamanda. Diğerleri kadar sıkıcı/rahatsız edici değil, yaptığı büyülerin haddi hesabı yok, seslendirmesi gayet iyi, sürekli aynı şeyleri tekrarlamıyor, dövüşlerde bana en çok yardımcı olan follower o oldu ve şimdiye dek tanık olduklarım arasında AI'ı şüphesiz en gelişkin olanı. Ama tipi nedense sürekli Ricky Martin'i anımsattı bana, biraz da rahat battı sanırım, yanıma Aela'yı alabilmek için yol verdim kendisine bir süre sonra. Aradım ama sonra. Sanırım Aela'nın kendini bir sonraki öldürtüşünde load etmeyecek, bir de Jzargo'yu deneyip ondan bıkınca döneceğim kendisine. Marcurio'yu şiddetle öneriyorum, Riften'de, Bee and Barb'da 500 altına tutulabiliyor. (Onunla evlenirseniz tekrar tekrar altın saymak zorunda da kalmazsınız.)




Var evi kerem evi, yok evi verem evi
Skyrim'de ev sahibi de olabiliyoruz. Tek gereken, söz konusu kentteki halk için birkaç küçük iyilik yapmış olmak ve Jarl'dan kişisel olarak duruma göre bir iki görev alıp tamamlayarak Jarl tarafından bizzat onaylanmak. Thane ilan edildikten sonra da (ya da bazı durumlarda Thane olabilmemiz için önce evi almamız gerekiyor) Steward'a keselerce altın bayılmak. Bana göre ev sahibi olmanın en büyük artısı, üzerime yük olan, ama satmaya da atmaya da kıyamadığım silah/zırhları depolayabileceğim bir yer edinmek oldu. Birkaç avantajı daha var tabii, örneğin kendimize ait bir yatakta uyuduğumuz zaman sadece dinlenme değil "iyice dinlenme" bonusu alıyor, 8 saat boyunca yeteneklerimizi %10 daha hızlı geliştiriyoruz. Eğer evde bizimle yaşayan bir eşimiz varsa bu sefer de hızı %15 arttıran "lover's comfort" bonusu alıyoruz.

Ev alabileceğimiz beş şehir var: ucuzdan pahalıya doğru Whiterun, Markarth, Riften, Windhelm ve Solitude. (Solitude'daki ev 25 bin altın, üstelik dekore etmeden önceki fiyatı bu, küçük bir saray yavrusu mübarek) Ben şimdiye dek üç şehirden ev aldım ancak asıl kullandığım ve favorim Riften'deki Honeyside oldu. Riften yozlaşmış, kokuşmuş, Maven Black-Briar'a satılmış, hırsızlarla soyguncuların, başka hiçbir yerde istenmeyen cinslerle haraççıların cirit attığı, lağım kokan, sisli puslu bir yer olabilir, ama anlamadığım bir nedenle favori kentim. Belki her köşe başında bir argonian ya da khajit'e rastlama ihtimalimiz olduğu için, belki Skyrim crush'ım olan Brynjolf'ın yaşadığı yer olduğu için, belki sis inmeden önceki saatlerde en güzel göl manzarasına sahip olduğu için, belki en eğlenceli quest'lere sahip olan Thieves' Guild'e ev sahipliği yaptığı için, belki de son kertede istenmeyenlerin toplandığı bir yer olduğu için. Göle bakan, rengarenk bahçesi olan, labında en pahalı iksir karışımlarını kaynattığım, raflarına kitaplarımı tek tek dizdiğim, cansız mankenlerine en pahalı, en büyülü zırhlarımı ellerimle giydirdiğim Honeyside gibisi yok.














Rüyaların en tatlısı aşktır
Evliliğe hazır ve nazır olduğunuzu göstermek için, Amulet of Mara'yı boynunuza takmanız gerekiyor, Amulet of Mara'yı satın alabileceğiniz kişi de Riften'deki Temple'da takılan Maramal. Kolyeyi takınca evliliğe uygun karakterlerle ekstra diyalog seçenekleri çıkmaya başlıyor konuşmalarda, onlara ne kadar çok yardım ettiyseniz, sizden hoşlanma ihtimalleri o kadar yükseliyor.



Taliplerim. Thieves' Guild'den Brynjolf evlenilebilir karakter olmayınca, Riften'in blacksmith'i Balimund'un kalbini çalmak için de önce on tane fire salt arayıp tarayıp bulup ona teslim etmem gerekince -ve ben bulduğum az buçuk fire salt'ı iksir yapımında harcayınca-, üçüncü seçimime kaldım - Farkas'ın ikizi, Companion'lardan Vilkas.


Nikah törenimiz. Vilkas hem seksi, hem werewolf, hem de hem master seviyesinde two-handed trainer, bir Nord kızı daha ne isteyebilir diyordum ki, tören sırasında yeminini eder etmez arkasını dönüp tapınaktan çıkıp gitti, daha Maramal sizi evlendiriyorum lafını bitirmeden. Bir hışım evime döndüm ki o çoktan gitmiş yemek yapıyormuş, beni "dear"lerle, "love"larla karşılayınca affettim kendisini.


Evlenince bir dükkan açtı Vilkas, her gün 100 altın kârını elime saymaya başladı. Bir de sıcak yemek yapıyor her gün. İstediğim an tehlkeli görevler öncesinde companion olarak düş peşime diyebiliyorum da. E daha ne olsun.


Hastalıklar, kötü zevklerin ücretidirler
...demiş Thomas Fuller. Kurtadamlar belli ki saf, masum, salt "iyi zevk"lerle dolu ya da tüm zevklerden olduğu gibi arınmış yaratıklar, çünkü bir kez kurtadama dönüşürseniz, hiçbir hastalığa yakalanmıyorsunuz -gerçi Lycanthropy de kendi başına bir hastalık kabul edilebilir sanırım ama neyse. Tabii bunun bir de öncesi var. Bana bulaşan hastalıklardan en ilginci Brain Rot olmuştu. İğrenç yaratıklar Hagraven'lardan kaptığım hastalık sihir gücümün 25 puan azalmasına neden olmuştu, ama en kötüsü "beynimin çürüdüğünü" bilmekti.



Skyrim Aile Fotoları


Companion'ların werewolf'a dönüştürülmem için lobi yaptıkları gece, hararetli ikna çalışmaları esnasında çekilmişti en üstteki foto. Bir üstteki kurtadamsa bizzat benim, dönüşümümü tamamlamışım.




Atlarım ve ben. Daha doğrusu çaldığım özgür bıraktığım atlar ve ben.


Böyle zırhlar da yok değil.


En çıldırtıcı, ama aynı zamanda en komik bug olduğu için aile albümüne almadan duramadım. Kafamıza takılıp havada asılı kalan oklardan kurtulmanın tek yolu, konsolu açıp cinsiyetimizi değiştirmek. Sonra bir daha değiştirmek. Karakteriniz karşı cinse dönüşse nasıl bir tip olur görmek ayrıca ilginç.





Ejderhalar güzel şeyler. Ama fotoğraflarını çekmeye kalkarken ölü-ölüveriyorsunuz. Böyle zamanlar için en iyisi god mode :d





Oyundaki korkutucu şeylerden bir demet. Örn. kafasız ve ölü oldukları halde ayakta heykel gibi duran cadılar (bu bir bug'dı aslında) ya da iskeletlerinin üzerine oturan hayaletler.. Oyun içinde her kitabı okuyabilmek iyi güzel de, bazı günlükler tüyler ürpertici çıkıyor.














16 yorumcuk:

A-H dedi ki...

of supermis
senin bu oyun incelemelerini gordukce deli gibi oyun oynayasim, kendimi kaptirip dunyayi unutasim geliyor ama vaktim yok yahu :(

Callieach Bheur dedi ki...

Çavlan,,,
İçim gitti bak şimdi, kütüphanede ders çalışan birine yapılmamalı bu :D


Bence ziyadesiyle tatmin edici bir yazı olmuş, lütfen devam et. Skyrim güzel, böyle görmek daha güzel.

kerevizli kedi dedi ki...

sıradışı ve her zamanki çavlan mizahında bir inceleme yazısı olmuş, bayıldım.
:)

Azze dedi ki...

Eline emeğine sağlık, ne güzel yazmışsın :)

Bütün mmo hesaplarımı suspend ettim skyrim yüzünden, bugüne kadar gördüğüm en sağlam oyun demem yanlış olmaz sanırım.

mrclown dedi ki...

benim icin de bu senenin en iyi oyunu hatta son senelerin en iyi oyunu. tahminen 100+ saat gecirmisimdir basinda oynarken ve devam ediyor hala, dusunun artik. o yuzden tehlikeli aslinda, vizelerden once baslamamak gerek mesela. :)

birden cok companionimizin olmasi icin verdiginiz tip cok super, tesekkurler. ben uzun sure lydiayla takildiktan sonra j'zarhoyu sectim ve o zamandan beri onunlayim, degistirme ihtiyaci duymadim. markathda evim var yanliz solitude icin para biriktiriyorum :) en guzel sehir solitude bence ama riftenla ilgili dedikleriniz cok hosuma gitti. evlenmedim ama aela'yi alabilirim simdi dusundum de. :)

bunlarin disinda asil oyunla ilgili bence de en eglenceli ve farklı gorevler thieves guildin kiler, insanlar kasip arch mage oluyor harbinger oluyor ben hirsiz hirsiz takiliyorum hala :). oblivion'dan sonra civil war gorevleri yeni bir sey sunmadi ama dragonlalra ilgili ana gorevler gayet iyiydi. dark brotherhood da cok ilginc. daedra'nin gorevleri de cok iyi iye duyuyorum ama belli bir siralari yok onlarin, tesadufen alinabilevek 15 civarinda gorev varmis. skyrimle ilgili beni en cok etkileyen open world olmasi sanirim.

Basak Gülsoy dedi ki...

Jübilemi yaptım ben. Oyunun başında kendimden geçiyorum, sonra bir bakıyorum saatler olmuş, kendimi kötü hissediyorum.
Yine de "Bozdum yeminimi ulann!!" diye oyunlara dalasım geldi sayende. Hele kız kuzenle oynıycaksın bunları var ya, tadından yenmez.

so far so good so what dedi ki...

Ben amuletin ne işe yaradığını bilmeden sırf önüme geldi diye almışım, iriyarı sakallı bi adamla konuşurken interested in me sorusu çıkınca du bakalım neymiş bu diye sormuşum, bana teklif edincede sıııırf merakımdan 'he' demişim... Hikayenin nereye gittiği anladınız tabi. Same Sex Marriage iyi güzel ama bilenler isteyenler için. Ben safmışım, kandırıldım. İmdat.

Umut dedi ki...

Skyrim'deki kocandan evdeki kocana vakit ayıramaz oldun, bilemiyorum yaaani :p filan10.jpg'deki eleman da çok yanık bakmış, söyleyemediği duyguları kalmış içinde :)

Mathieu dedi ki...

Companion olarak mage arıyorsanız tercihiniz Aranea The Lenith(muhtemelen salladım :P) olmalı.Her combat'ta flame atronarch summon ediyor.GÜzel bence yani :D
Brynjolf ile bende evlenmeye çalıştım,oyundaki en karizmatik karakterlerden biri idi,sonra Ysolda'yla başgöz ettim,çok hoş eve geliyorum Aranea ile "hello my love back from some adventure bet :)" diyor ,bir kere bile çemkirmedi eve kim olduğunu bilmediğim kadınlar getiriyorsun diye :P
Bir de youtube cricken isimli kullanıcın the good the bad and the dovahkiin diye bir video serisi var,izlemenizi tavsiye ederim.
Güzel yazı olmuş.Keşke oyunda companionlar biraz daha karakterli olsaydı demekten kendimi alamıyorum yine de.
"Never should have come here!" :D
Eheh son olarak okumadıysanız The Lusty Arganoian Maid'i mutlaka bulup okuyun,agsdfasd uyarayım ama önce :D

İlkbahar dedi ki...

Çok Merak Ettim Oynamak İstedim Valla :))

7down dedi ki...

bayildim, turkçe house buying guide, companions guide ehpsi biaraya toplanmis sanki.. nasil bu kadar guzel gorunen bir karakter yaratabildin onu sormak istiyorum. bi dee ben de corrupt sehir riften'i cok seviyorum aslinda bisuredri questlerden cok cevrede gezinmeyi seviyorum:)

melankomik dedi ki...

Süper eğlenceli bi yazı olmuş. :)

KadirBey dedi ki...

Yazı çok güzel olmuş. Çok merak ediyorum bu oyunu. Bilgisayarı çok zorlar mı :S ?

ulak dedi ki...

çok keyifli bir yazı olmuş, bakışınıza, kaleminize sağlık...
Kabalık gibi olmazsa, satırlarınızda canlanan skyrim coğrafyasının paralel evreninden küçük yaşantıma ait detay da ben eklemek isterim.
Şık değilse, comment moderation özelliğine teslim oluyorm.

"oblivion da vampirlikten kurtulmak için uğraşlarım aklıma geldiğinde suya sabuna dokunmadan tam bağışıklılık için kendimi kurt adam olmaya meyilli buldum.
Her ne kadar Jack Nicholsan çekiciliğinde olmasam da insan halimi bir vuruşta skyrim göklerine ulaştıran devleri, kurtadam iken şamar oğlanı etmek çok güzel geldi.

Bir türlü kötü adam olamadığım rpg aleminde yine efendice oradan oraya yardıma koşan lawful good bir paladin gibi Skyrim'in haritasını arşınlamaya çalışıyorum.
Özellikle gece orman yolculuklarında yıldızları, şelaleleri, auroraları, aniden bastıran tipiyi, koparmaya kıyamadığım çiçekleri, vurmaya kıyamadığım elkleri izliyor adeta
oyunu oynamayı değil içinde yaşamayı hatta göl kıyısındaki değirmenin birinde kendi buğdayımı yetiştirip ekmeğimi yapıp balığımı tutup on paralık üst başımla,
Barbas'ın başını okşayıp güneşin batışını seyretmek istiyorum.

Ama bırakmıyorlar :) Vurmaya kıyamadığım kurt, sabre cat, başımın üstünde ejderha hepsi bir olmuş üstüme geliyor.
Çiftçi olmayı reddeden, içimdeki yin i besleyen karanlık tarafım legendary elven swordumdan sızan kanda parıldıyor.
Az öncenin bir kaç oyun haftasına yenileneceğini bile bile dragon's tongue koparamayan adamı,
şimdi bir bandit leader'in kopan kafasına bakarken arayışın asla son bulmayacağını düşünüyor."

Skyrim'in bir oyun olduğunu bilsem de salt bir oyun gibi oynayamıyorum. Üzerimde dragon armor, odun kırıp hancıya bıraktım, teşekkür etti mutlu oldum.
Bethesda'nın Fallout 3'ünde radyoda three dog u dinleyip nasıl keyif aldıysam şimdi de Skyrim'de atımı kayıp bir harita köşesine sürerken öyle keyifliyim.

Elbette damak zevkleri farklıdır, ama bal her damakta tatlıdır,
Skyrim bal gibi oynanacak bir oyun.

Seçkin dedi ki...

İnanılmaz bir yazı olmuş. Bir solukta okudum vallahi.

YıldızHan dedi ki...

Oyunun zevkini sen çıkartmışsın açıkçası ben girdigimde savulun ulen diyerek battalgazi gibi milleti öldürmekten başka bişey yapmıyorum :D