22 Ekim 2010 Cuma

Red

Yönetmen: Robert Schwentke
Yazar: Jon Hoeber & Erich Hoeber (senaryo), Warren Ellis & Cully Hamner (çizgiroman)
Oyuncular: Bruce Willis, John Malkovich, Karl Urban, Mary-Louise Parker, Helen Mirren, Brian Cox, Morgan Freeman, Julian McMahon
Tür: Aksiyon|Komedi
Yapım yılı: 2010
Ülke: ABD
IMDb puanı: 7.4/10
Umut'un puanı: 7.5/10
Çavlan'ın puanı: 7.5/10

Red, kendisiyle aynı adı taşıyan, Warren Ellis'in yarattığı üç bölümlük çizgiromandan sinemaya uyarlanan bir film. Fakat alıştığımızın aksine, bu filmde süper kahramanlar veya fantastik öğeler yok.

Frank Moses (Bruce Willis), emekliye ayrılmış bir CIA ajanı olarak, yeni ve sıkıcı hayatına alışmaya çalışmaktadır; kendisine edindiği en keyif verici meşgale ise emeklilik maaşını sağlayan firmada çalışan Sarah'ı arayıp onunla muhabbet etmektir. Sarah'yla konuşabilmek adına kendisine gelen çekleri yırtmakta, sonra bu çeklerin ulaşmadığını söyleme bahanesiyle Sarah'yı tekrar tekrar aramaktadır hatta. Bir gün bu döngü, CIA'in Frank'in evini basması ile kırılır, telefonlarının dinlendiğini de emin olan Frank, Sarah'nın hayatını koruyabilmek adına onu kaçırır, sonra da onunla birlikte eski takımını (ki bunlar da kendisi gibi emeklidir ve RED -Retired and Extremely Dangerous- olarak fişlenmiştir) toplar ve bu olayları araştırmaya başlar.

Açıkçası senaryoyu okusam önyargılarımdan dolayı Red'e gitmeyi iyice ertelerdim tahminimce (çizgiroman seven biri olmama rağmen çizgiroman uyarlaması olduğunu duyduğumda bile önyargılarım sonucu filme gitmemek için Çavlan'ı bir süre oyaladığımı kabul etmem lazım). Filmi izledikten sonra ise diyebilirim ki, Red doğal olarak izleyeceğiniz en yaratıcı, uçuk-kaçık veya adrenalin dolu film değil ama gayet eğlenceli bir film. Konu kağıt üstünde pek bir ciddi gözükse de, gayet de hafif işleniyor aslında.



Son zamanlarda sayıları iyice artan çerez aksiyon/komedi filmlerinden en büyük farkı, -belki konusunun ağırlığıyla değil ama tarzı ve oyuncularıyla- beli bir yaşın üstüne hitap etmesi bence: Yaşını başını almış CIA ajanlarını canlandıran Morgan Freeman, John Malkovich, Helen Mirren ve uzun süredir Die Hard'daki performansını özleten Bruce Willis'in pek fazla twist içermeyen ve nispeten 90'ların kendine has nostaljik tadını içeren gayet tahmin edilebilir bir senaryonun etrafında toplandığı, ekranda çok uyumlu ve doğal gözüktükleri, çok eğlenerek oynadıkları güzel bir çerez çıkmış ortaya. Çok becerikli müzisyenlerin kendilerini eğlendirmek için çaldığı, ama bunu yaparken de süper uyum içinde oldukları ve seyirciyi mest ettikleri bir şova benzetilebilir bence, sanırım bir de Ocean's Eleven'da bu kadar ünlü oyuncuyu bir arada izlemekten böyle keyif almıştım.

Bu filme dair en çok sevdiğim şeylerden biri de şu oldu, bir süre sonra bilgisayar efekti görmekten kusasınız ya da abuk diyaloglara bir son vermek adına aktörlerin ağzına uyku hapı tıkıştırıp susturasınız gelmiyor. Bilmiyorum, belki de ben ruhen erken yaşlanmışımdır ve yaşlılık temasına değinen ve günümüz aksiyon anlayışına göre nispeten sakin seyreden bu film nostalji duygularımı kabartmıştır (Tango ve Cash'i VHS videodan izlerken hissedilenleri hatırlamak gibi..).

Film üstüne daha fazla yazılabilecek pek bir şey yok; eğer Bruce Willis'in Die Hard zamanlarını özlüyorsanız, Morgan Freeman'ı izlemekten her daim zevk alıyorsanız, Malkovich'in hafif çıldırmış CIA ajanı halini merak ediyorsanız (ki etmelisiniz), beyazperdede silah arkasına geçmiş en karizmatik kadını görmek istiyorsanız (Helen Mirren), bu filmden keyif alırsınız.



7 yorumcuk:

beenmaya dedi ki...

aksiyon filmerlinden fazla hazzetmiyorum ki fragmanından gördüğüm kadarıyla öyle bir film. ama sırf oyuncu kadrosu nedeniyle izlemeyi düşünüyorum...

FKH dedi ki...

fragmanı değilde filminin görülmesi taraftarıyım. haftasonu için güzel bir seçim derim..

irem dedi ki...

Ben de sinemada gidecek bir film arıyordum şöyle parama değecek ama uyutmayacak da, çok iyi oldu bu yazı sağol umut! Ayrıca john malkovich'in hastasıyız, hepimiz john malkovich'iz :)))

Judy Abbott dedi ki...

keşke eat-pray-love yerine red'e gitseymişiz:( resmen uyuduk dün gece sinemada.

DEKOR GURU dedi ki...

Bir filmde John Malkovich varsa, izlemeye değerdir.

kremkaramel dedi ki...

kadro "beni izleyin" diyor zaten... ben de "bizi de izleyin" demek istiyorum:
http://ikikulturmantari.blogspot.com/

Lüzumsuz dedi ki...

Dün izledim.Tamamen aynı fikirdeyim. Ek olarak Morgen Freeman'ın daha fazla dakika almasını isterdim.