29 Mayıs 2010 Cumartesi

The Fall: Masalsı bir görsel ziyafet

Yönetmen: Tarsem Singh
Yazar: Dan Gilroy, Nico Soultanakis & Tarsem Singh (senaryo), Valery Petrov (orijinal senaryo, "Yo Ho Ho")
Oyuncular: Catinca Untaru, Lee Pace, Justine Waddell
Tür: Macera|Dram|Fantastik
Yapım yılı: 2006
Süre: 117 dk.
Ülke: ABD|Hindistan
Dil: İngilizce|Rumence|Latince
IMDB Puanı: 8/10
Çavlan'ın Puanı: 8.5/10
Umut'un Puanı: 5/5

1920’lerin Los Angeles'ında bir hastanede, çalışırken (portakal toplarken) kolunu kıran beş yaşındaki Rumen kız Alexandria, yine çalışırken (filmlerde dublörlük yaparken) bacağını kıran yirmilerinin sonlarındaki Amerikalı Roy ile tanışır. Alexandria babasını yeni yitirmiştir, Roy da kız arkadaşını dublörlük yaptığı filmin başrolündeki adama kaptırmıştır. Roy, küçük kıza, Odious isimli korkunç bir validen farklı farklı nedenlerle nefret eden ve onu öldürmeyi planlayan altı kahramanın intikam öyküsünü anlatmaya başlar. Kara Haydut'un kardeşi Mavi Haydut, Odious'un adamları tarafından öldürülmüştür; Ermiş'in toprakları, Odious tarafından mahvedilmiştir, patlayıcı madde uzmanı Luigi, Odious tarafından sürgün edilmiştir; Hintli'nin karısı, Odious tarafından kaçırılmıştır, köle Otta Benga, ikiz kardeşini, Odious'un topraklarında ona kölelik yaparken kaybetmiştir; Charles Darwin, canla başla aradığı, çok nadir bulunan Americana Exotica kelebeğini, Odious tarafından, ölü vaziyette kendisine gönderilmiş olarak bulmuştur. Alexandria karakterlerin çevresindeki kişilerden oluştuğunu hayal ederek kendi imgeleriyle öyküyü kafasında görselleştirirken, Roy'a giderek daha çok bağlanıp, onu babasının yerine koymaya başlar; oysa Roy bu masalı küçük bir kızı mutlu etmek istediği için falan değil, Alexandria'yı kullanarak yüksek dozda morfine ulaşabilmek ve intihar edebilmek için anlatmaktadır.

Tarsem Singh The Fall'u Hindistan'dan Fiji'ye, Türkiye'den İtalya'ya, Güney Afrika'dan Çek Cumhuriyeti'ne çok geniş bir yelpaze oluşturan tam 18 farklı ülkede çekmiş ve hiç özel efekt kullanmamış. Çekimleri ve post prodüksiyon aşaması tam dört yıl sürmüş filmin -izleyince anlıyorsunuz ama bu dört yılın nereye gittiğini. Bir görsel şölen bu film, tam iki saat boyunca hem gözleriniz, hem de hayal dünyanız bayram ediyor, her karesini tablo yapıp duvarınıza asmak istiyorsunuz. Lafı daha uzatmadan filmin görsellerinin kendi adlarına konuşmalarına izin vermek lazım, The Fall işte şöyle bir şey:









Hamiş: Googly, googly, googly!

10 yorumcuk:

Persephone dedi ki...

O velet satılıyor mudur bir yerlerde? Ben böylesine doğal, böylesine yetenekli, böylesine sevimli vaşka bir kız çocuğu görmedim yahu. :D Film zaten muhteşem zaten, ayrı bende yeri. :D

'googly, googly, googly, go away!' ayrıca :P

cinar dedi ki...

çok çok beğenmiş ve seyredince ben de yazmıştım hakkında azıcık da olsa.

Çavlan dedi ki...

persephone: aynen. çocuklara hiç katlanamam normalde, buradaki çocuğu yemek istedim, ciddi ciddi katır kutur! ki tipik "çocuk yıldız"lardan bu kadar farklı olunabilir, ne bileyim şişko, ay suratlı, ingilizce ana dili değil ve az biliyor bilmemne... belki de bunlardan dolayı bu kadar tatlıydı. ağlattı beni resmen :)

Short Skirt Long Jacket dedi ki...

O kadar harika bir filmdi ki! Görseller de müthiş olmuş, teşekkürler bu hatırlatma için, şimdi 2. kez izlemeyi düşünüyorum ciddi ciddi.

Persephone dedi ki...

Kesinlikle! Tepkileri falan inanılmaz doğal, arada anlamıyor what what diye soruyor, adam bir şey anlatırken ilgisini yitiriyor; çocuk senaryoya göre oynamamış sanki gizli kamerayla yaşadıklarını çekmişler. :D Zaten okuduğuma göre, Lee Pace'i gerçekten kötürüm sanıyormuş ilk başlarda, yönetmen de bırakın öyle sansın falan demiş, o da hiç kalkmamış yataktan falan, kızcağız da üzüntüsünden öğle aralarında yemek falan götürüyormuş adama. :D

isil dedi ki...

çok güzel bi film gerçekten. yalnız o kelebeen adı americana exotica gibi bişiydi yanlış hatırlamıorsam.

Çavlan dedi ki...

ışıl: evet öyleydi gerçekten, düzeltiyorum, teşekkürler :)

persephone: ah canım ya muahaha şaka gibi ama! kandırmasalarmış çocukcağızı.. acaba gerçek hayatta nasıl ingilizcesi, hala kulaklarımda "what means that"leri çınlıyor.

short skirt:ben teşkür ederim :)

7.oda dedi ki...

çok severek bikaç kez izlemiştim Düşüşü..
bugün bile kulaklarımdadır o muhteşem tatlı ufaklığın sesi..
alçılı kolundaki parmaklarını sürekli oynatışı..

Dorothy Gale dedi ki...

İzlediğim en güzel filmlerden biriydi ve hep öyle kalacak. =) O ufaklığa ben de bayıldım ve Lee Pace'e hayran oldum özellikle. Oyuncular, çekimler müthiş güzeldi.

Saksagan dedi ki...

-This Odious, is a bad man?
-Oh yeah.

Bir filmde kotu adam ne kadar kotuyse, o filmde kahraman da o kadar iyi olur. Herhalde bu filmi muhtesem kilan bu uyumlu tezatin masalsi yorumu!