20 Şubat 2010 Cumartesi

Lost 6.4: The Substitute

Walkabout, Orientation, The Lockdown, The Man From Tallahassee, Cabin Fever... İki ortak noktaları var bu bölümlerin: hepsi de Locke odaklı, hepsi de karakter gelişiminin had safhada olduğu şahane bölümler. Bu bölüm için de aynısı geçerliydi, hele hele geçen haftaki Kate odaklı bölümden ağzında kötü bir tat kalmış bünyelere ilaç gibi geldi. Hem pek çok şey açığa çıktı, hem de yeni sorular doğurdu seyircinin kafasında -sanırım bir Lost bölümünün iyi olması için ikisini birden yapması gerekiyor. Ya da ne olursa olsun zaten her bölüm yeni soru doğuruyor, bilemedim :)



"Aday"ların Jacob'ın halefleri olduğu açık. Gerçek anlamda Jacob'ın yerine gelecek kişiler mi onlar, yoksa Jacob'ın varlığının (hangi varlıksa o artık) adaylarımızın bedenini kullanmasıyla mı yani sadece birer kukla olarak mı o tahta oturacakları pek belli değil. Ama tabii ki bu kadar basit olamaz, sayılardan daha çok şey çıkacak gibi.

Flocke'a göre, şu ünlü numaralar, Ada Koruyuculuğunun adaylarını simgeliyor. 4 Locke, 8 Hurley, 15 Sawyer, 16 Sayid, 23 Jack, 42 Kwon. Hangi Kwon olduğu, Sun'ın mı, Jin'in mi kast edildiği belli değil, ama 42 en büyük sayı, pek çok sorunun cevabı falan, belki hem Sun, hem Jin kast ediliyordur :)

Kate neredeydi peki? Kate, Jacob'ın "dokunduğu" çocuklardan biriydi, üçüncü sezonun başında the Others tarafından kaçırılanlardan biriydi, Oceanic Six'ten biriydi. İlk bölümden beri en önemli karakterlerden biri olageldi üstelik. Ama hikayenin hiçbir noktasında belirgin bir amacı ya da işlevi olmayan (aşk meşk işleri dışında) tek karakterdi. Nasıl olur da adaylardan biri olmaz?

Küçük çocuk kimdi? Jacob'a benzemesi bir tesadüf olamaz, niçin seyircinin bakar bakmaz "Aa Jacob'ın çocukluğu mu?" diye tepki vereceği bir çocuk seçsinler tip olarak? Aaron olması da muhtemel tabii. Sawyer'ın çocukluğu olduğunu düşünenler olmuş ama mantıklı gelmedi bana. Belki de Flocke'un insanken tanıdığı biri, onun oğlu falandır (bir zamanlar insan olduğuna, sevdiği birisini yitirdiğine dair bir şeyler dedi bu bölümde). Neyse, uçmayalım. Niçin Sawyer görebiliyordu da, Richard göremiyordu altın çocuğu bu arada?



Flocke'ın eski gücünden eser kalmadığını, Locke'ın bedeninden başka bir bedene bürünemediğini de öğreniyoruz bu bölümde. Ama kimliği belirsiz çocuğa "Bana ne yapamayacağımı söyleme!" diye haykırırken sanki asıl amacı eski gücüne kavuşmak gibiydi.

Locke, yeni zaman çizgisinde daha önce babasına karşı geliştirdiği takıntı nedeniyle kaybetmiş olduğu Helen'le birlikte, hatta evlenme hazırlığı içindeler; Ekim ayında gerçekleşecek düğünlerinden bahsettiler. Acaba geçen bölümde, Claire'in ultrasonunda görülen 22 Ekim tarihi bir hata mıydı sadece? Böyle bir hata yapmaları mümkün mü ki?

Belki de yeni zaman çizgisinde, karakterlerimiz Jacob tarafından dokunulmadılar hiç? Eğer 1977'deki olay adayı okyanusun dibine gönderdiyse, yeni zaman çizgisinde Jacob yeni adayları adaya getirecek durumda olabilir mi? Eğer değilse, Oceanic 815'in düşmesine gerek yok ve tüm karakterleri adaya çekmek için oluşan olaylar, ilişkiler ve çatışmalar hiç olmadı demektir. Bu, yeni gerçeklikte Locke'ın babasıyla arasının iyi olmasını açıklar sanırım.



Aynısı Jacob ve Flocke için de düşünülebilir. Olayların çoğu, Jacob'ın "iyi", siyahlar giymiş rakibinin "kötü" olduğuna işaret ediyor evet, ama eğer yeni zaman çizgisi, Jacob'ın Oceanic 815 yolcularının hayatlarını hiçbir şekilde etkilemediği bir gerçeklikse eğer, Jacob adına çok canlar yakılmış anlamına gelir bu. The Others, Jacob'ın listesinde olmayanları öldürdü örneğin. Jacob da bazı insanların sadece aday oldukları için yaşamalarına izin verdi. Aynısını Flocke için söylemek zor.

Flocke'ın, yani şimdiye dek Smoke Monster olarak görülen gücün "kötü" olduğu ne malum ki? Eski hayatlarını geride bırakamayan, adanın gücünü kabul etmeyen ve iyi anlamda değişmeyen karakterler Smokey'nin kurbanları oldular. Sanki kazazedeleri adanın temsil ettiği değişme/gelişme fırsatını kabul etmeleri için zorladı Smokey. Flocke gerkçekten de gözüktüğü gibi evil bir varlık mı şimdi?

Flocke'un adanın "korunmaya ihtiyacı yok" ile başlayan ikna çalışmalarına kayıtsız kalabilmem pek kolay değil. Ama elbette asla güven veremiyor, ne de olsa kiminle konuşsa onu zayıf noktasından vuruyor; Richard, Ben ve Sawyer üzerinde aynı taktiği uyguluyor. Ona karşı koyabilen tek karakterimiz Richard, ki hakkında en fazla şeyi bilen kişi olduğu unutulmamalı. Bu durumda mağaranın Jacob'ın mağarası olduğuna hemencecik inanıvermemiz saflık olailir. İsimlerin ve sayıların anlamı hakkında söylediklerine de. Ama bir de şu var: Richard da pek bir şey biliyor sayılmaz aslında. Siyah ve beyaz taşlar her ne kadar iyilik ve kötülüğü simgeliyor gibi görünse de, bu son derece yanlış bir varsayım olabilir. Belki de en mantıklısı daha fazla teori üretmeye kasmadan, tadını çıkararak izlemektir :)



Cenaze sahnesi (Ben'in konuşması) ve Smokey kamera (duman canavarının bakış açısı) şahaneydi.

Yazıyı Ben'den (yani kanımızdan ve canımızdan) şu mükemmel alıntıyla bitirmek istiyorum: "If you have the last cup of coffee, you remove the filter and throw it away!"

4 üzerinden 3.5 yıldız.

11 yorumcuk:

csyasoo dedi ki...

Çok iyi bir bölümdü ve dediğin gibi Kate odaklı bölümden sonra şukela oldu.

Çokcuk çıktı şimdi de karşımıza.Aaron'da olabilir Jacop'un küçüklüğüde olabilir.

Bölümün en bomba sahnelerinden birinde yine Hurley vardı.

Hurley'in patron olması,Rose'un müdür olması,Ben'in öğretmen olması ve Locke ile hepsinin yolunun keşismesi...

Bazı sorulara ucundan da olsa cevap verilmeye başlandı gibi ama soru sormayada devam ediyor Lost herzaman ki gibi.

Bakalım hayırlısı...

lifelessness dedi ki...

herkes hemfikir sanırım Kate odaklı bölümden sonra bu bölümün çok çok iyi olduğu konusunda. (:

yazının başında dediğin gibi, Locke odaklı bölümler hep iyiydi. aynı şekilde Desmondlılar da öyleydi.

numaralarla ilgili bir şeylerin açıklanması heyecanlandırdı hepimizi ama Locke'un iş arama sürecinde diğerleriyle tanışması vs. fazlasıyla ilgi çekiciydi bence.

ayrıca Oceanic'dekilerle birlikte Ben'in de hiç adaya gitmediğini açıklayabiliriz sanki böylece.

Onur Can dedi ki...

Yeni zaman çizgisinde Locke ile babasının arasının iyi olduğunu düşünmüyorum, zaten Locke'un felç kalmasına yol açan şey babası değil mi...

Sinem Ergun dedi ki...

Sayılar bana hiçbirşey ifade etmedi doğrusu, kişilerin başında yazıyor tamamda niye 1,2,3 değil, yoksa 1den başlası da 50 ye kadar gidiyordu aradaki kişiler öldü bunlarmı kaldı, bence sayılar hala neye hizmet ediyor belli değil, bilgisayara giriliyordu, lotaryi kazanadırıyordu, bütün dizi boyunca kariımıza hertaşın altından çıktı. Şimdi niye 4 locke, 8 bilmem kim, bu bölüm bu konuda bana hiçbirşey ifade etmedi, sen nedersin?

gKy dedi ki...

Kate aday olamaz cünkü;
42 numaranin Jin oldugunu varsayarsak adaylarin hepsi erkek, tipki Jacob'in oldugu gibi.
Kate bence bu yüzden yok.

Çavlan dedi ki...

Rose'u ve Hurley'i yeni zaman çizgisinde Locke'la etkileşirken (var mı böyle bir sözcük acaba) görmek çok zevkliydi ama hiçbiri Ben'in dönüşüyle yarışamaz :) Yine de aklıma bir şey takıldı, emin olmadığım için yazıda belirtmedim: 1970'lerin sonunda, adayı okyanusun dibine gönderen 'olay'da Ben de adada değil miydi? Eğer adadaysa (ki değilse bile niçin değildi, nereye gitti nasıl gitti hatırlamıyorum, biri hatırlatabilir mi?) ölmüş olması gerekmez mi? Nasıl yeni zaman çizgisinde kanlı canlı öğretmenler odasında oluyor?

Onur Can, Locke'ın sakat kalmasına bu zaman çizgisinde neyin neden olduğunu bilmiyoruz aslında. Babasıyla arasının iyi olduğundan emin olmanın yolu yok tabii, ama Helen'ın Locke'ın babasını düğünlerine çağırmaktan bahsetmesi ve Locke'ın çalışma masasında asılı olan babasıyla fotoğrafı, babanın Locke'ın bir yeri hayatında olduğuna ve Locke'ın felç kalmasına neden olmadığına işaret ediyor.

Sinem, ben de tam tatmin olmadım sayılarla ilgili "açıklama"dan. Bir kere o mağara Jacob'ın değil Flocke'ın mağarası bile olabilir, Locke'ın isminin çizilmiş olmasının nedeni de ölmüş olması değil asıl amaca çoktan hizmet etmiş olması olabilir :) Ehem, ciddi olmak gerekirse, diğer sayılar da vardı evet ama onlar bilmediğimiz isimlerdi. Herhalde tanıdık karakterler (ve adanın koruyucusu olmayı gerçekten hak eden adaylar?) oldukları için diyeceğim ama Locke (4 numara) öldü gitti işte, bilmiyorum çok fazla soru işareti var her zamanki gibi :)

Gky, haklı olabilirsin, ama üstü çizilmiş numaralardan biri (313) Littleton'dı, Littleton Claire'in soyadı, Claire de bir kadın :) Tabii kast edilenin Aaron olma ihtimali var ama düşük bir ihtimal bana kalırsa. Bir başka sayının (31) yanında da Rutherford yazıyor, Shannon Rutherford var bildiğimiz. Aynı şekilde üstü çizilmiş 55 sayısının yanında Burke yazıyor, o da işte Juliet Burke. Üstü çizilmiş isimlerin arasında Fernandez bile var, ki 3. sezonda birkaç bölümlük görünüp sonra ölen Nikki Fernandez olmalı kast edilen. İşte bir sürü kadın. Ama Kate'in ismi yok, üstü çizilmiş olarak bile yok, bir gariplik var bunda bence.

Mert dedi ki...

Bence sadece Kate'in ismini görmedik. Orada yazılıydı ama özellikle gösterilmemiş olabilir. Yolu adaya düşmüş olan herkese bir numara veriliyor, ve bu insanlar belli testlere tabi tutuluyorlar ada tarafından. Üstü çizili olanlar ya ölmüşler ya da bir şekilde testi geçememişler. Onca kişi arasından geriye 4 8 15 16 23 42 sayılarına denk gelen kişiler kalmış. Son 6'lı. Kate'in de numarası vardı, belki ne bileyim son 10 adaydan biriydi ama başarısız oldu. Adı çizildi.

Bir de Locke'la ilgili; yamuluyorsam düzeltin ancak Locke, babasına kafayı fena taktı diye Helen ondan ayrılmıyor muydu? Babasıyla yüzleşmeye gitmeden, babası onu binadan aşağıya atmadan önce Helen'le ayrılmışlardı zaten. Birlikte olduklarına göre Locke'un babasıyla kafayı bozmamış olması lazım. Dolayısıyla aralarında bir problem yok. Bu da dediğini doğruluyor, Locke'un sakat kalma sebebi babası değil. Şu durumda sakat kalmak adamcağızın kaderi gibi gözüküyor:) o zaman şöyle bir şey daha var, babası Locke'la yakınlaşıp böbreklerinden birini almıyor muydu? o zaman Locke'un babasının sağlık durumunda bir problem yok. Peki adamın sapasağlam olmasıyla adanın havaya uçmuş olması arasında ne gibi bir bağlantı olabilir?

Ben'i en son Diğerleri almamışlar mıydı kurtarmak için? Hakkaten de nasıl alternatif zamanda çıkıveriyor birdenbire?!

even better than the real thing dedi ki...

1977'de adadaydı Ben, eminim buna. The Others onu aralarına almış, adanın içinde bir yerlerde, güvenli bir yere götürmüşlerdi. Aynı şekilde beni de çok rahatsız etti flash sideways'de hayatta olması. Ada imha edildiğinde ölmüş olmalıydı.

Ama sonra, baştan beri varsaydığımız iki zaman çizgisinin adanın ortadan kalkmasıyla 1977'de oluştuğu ve ayrıldığı fikrinin doğru olamayabileceğini düşündüm. Yani yeni zaman çizgisinin bomba patladığında oluştuğunu farzediyoruz çünkü bize böyle gösterildi, ama aslında buna emin miyiz?

Ya gerçekten flash sideways değilse bu yeni zaman çizgisinde gördüklerimiz? Ya bombanın patlamasının bir sonucu değil de, adada henüz gerçekleşmemiş bir olayın sonucuysa? Düzeltilmiş bir geçmişin flash forward'ları belki de izlediklerimiz.

csyasoo dedi ki...

Ben yine çarkı çevirmiştir.
Başka bir ifade ile yine bi dümen bulmuştur :D:D:D:D

mutevaggil dedi ki...

senaristler tutarlı davranıyorsa ve geçen sezonlarda ne yaptıklarını unutmadılarsa bu bölümle alakalı benim de şöyle bir teorim var:

mağarada yazan isimleri jacob yazmadı, üstelik o isimler jacob'un adayları falan değil.

Niye mi? Hatırlarsanız üçüncü ya da dördüncü sezonda kate ve sawyer otherslerin eline düşmüş ve onları maden ocağı gibi bir yerde çalıştırıyorlardı.

Şimdi soruyorum eğer sawyer jacobun bir adayı olsaydı, otherslara çemkirmez miydi: ulan adamı halefim yapacağım, koltuğuma adaylardan biri, siz onu amale olarak çalıştırıyorsunuz.

sözün özü sawyer jacobun adayı olsaydı others onlara hürmet, izzet-i ikram ederdi. amele olarak çalıştırmazdı.

:)

kültür mantarı dedi ki...

ben ve locke'ın karşılaştığı sahnede arka duvarda "live for today, plan for future" yazıyordu.