Ricky Gervais'in 5 yıl önce yayınlanan şahane dizisi Extras'ın bir bölümüne Kate Winslet konuk olmuştu. (Aslında fırsattan istifade hemencecik dizinin reklamını da yapayım: Her bölümde bir başka ünlünün konuk olduğu ve kendisini oynadığı dizide Gervais, oyuncu olmaya çalışan bir figüranı canlandırıyor. Biraz Curb Your Enthusiasm'ın İngiliz versiyonu gibi dizi, çok zekice ve eğlenceli.) İşte o bölümde, bir soykırım filmi çekmekte olan Winslet'ın karakterine "Çok alkışlanası bir iş yapıyor, insanların dikkatini Yahudi soykırımına çekiyorsunuz," gibi bir şey diyordu Gervais'in karakteri. Winslet ise "Ben onun için bu filmde oynamıyorum ki, allahaşkına bir tane daha soykırım filmine kimin ihtiyacı var? Oscar almanın tek yolu o da, onun için yapıyorum. Kaç kez aday gösterildim ama bir kez bile alamadım. Oscar almak istiyorsan ya özürlü bir karakteri oynayacaksın, ya da bir soykırım filminde yer alacaksın." diyordu. (Nitekim 2 sene sonra gerçekten de bir soykırım filminde oynadı ve oradaki rolüyle En İyi Kadın Oyuncu Oscar'ını götürdü.)





Harry Potter Dursley'lerde uzun, sıcak ve sıkıcı bir yaz geçirmektedir. Onu farklı kılan tek şey, Ron ve Hermione'nin mektuplarının Voldemort'un dönüşüne dair doğru dürüst bilgi içermemesinin ve her yerini saran dışarıda bırakılmışlık hissinin merkezde olduğu öfke ve depresyonudur. (Harry ergenliğini, en çok bu kitapta yaşar.) Gelgelelim, iki tane Ruh Emici Muggle ve banliyö cenneti Little Whinging'in güneşli sokaklarında boy gösterip de kendisine ve kuzeni Dudley'e saldırdığında, öfkesini ve depresyonunu -el mahkum- bir kenara koyup, Ruh Emici'leri uzaklaştırmak için büyü yapar. Çok geçmeden, Bakanlık'tan, küçük yaşta büyü kullanımından dolayı bir disiplin duruşmasına çıkması gerektiğine dair bir baykuş alır; Hogwarts'tan atılıp atılmayacağı bu duruşmanın sonucunda belli olacaktır.






